Alışkanlıklar ve Veganlık

Yaşadığımız yüzyılda hayatlarımızın devamlılığını sağlamak amacıyla doğan ihtiyaçlarımızın hepsini hammadde olarak bitkilerden elde ederek ve bu bitkileri işleyerek üretebilecek teknolojiye sahibiz. Fakat günümüzde hayvanları gereksiz yere kendi rızaları dışında kullanarak onların en temel hakkı olan özgürce yaşama haklarını ellerinden alma konusunda kendimizi hak sahibi görüyoruz. 

Zihnimizde kültürel ve sosyal olarak önceden yerleştirilmiş olan düşünce ve davranışlar, birbirinden bağımsız olarak ilişkilenmez. “Zihinsel Şemalar” kavramını ortaya atan Psikolog Jean Piaget, insanların yeni bilgiler öğrenme anında ortama ve durumlara uyum sağlayabilme yeteneğinden bahseder. Zihinsel şemalarla yeni edindiğimiz bilgiler beynimizde sürekli kategorize edilir. Hayvan kullanımı perspektifinden, toplumsal ve kültürel öğrenme ile belleklerimize yerleşmiş olan bir şema vardır: Hayvanlar, insanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla vardır ve bu kullanım normaldir.

Hayvanların kullanımının zorunlu olmadığını, olumsuz etkilerinin olduğunu kabul ettikten sonra zihnimizde yeni şemalar oluşmaya başlar. Vegan olunduğunda sosyal ortamlardan eksik kalınacağı, vegan ürünlerin pahalı olduğu, vegan olmanın mantıklı fakat çok zor olduğu gibi şemalar; o ana kadar öğrenilmiş yargıların birikimi olarak ortaya çıkar. Bu şemalar nedeniyle davranışlarımızı değiştirmek konusunda ikilemde kalabiliriz ki bu davranışlar artık alışkanlığa hatta bağımlılığa da dönüştüğü için daha da zor bir durum yaratabilir. 

Alışkanlık tanım olarak, belli bir sürede tekrarlanan öğrenilmiş davranışlardır. Alışkanlıkların edinim aşamasında öncelikle bir amacı vardır fakat zaman içinde bu amaçlar yerini otomatikleşmeye bırakır. Bu durumu hayvan kullanımında da çok rahat gözlemleyebiliriz. Çoğumuz yediklerimizi sorgulamıyoruz, toplumda yemek adı altında yediğimiz şeyler o kadar otomatikleşmiş bir boyutta ki ne yediğimizi ya da neden yediğimizin farkında bile değiliz.

Günümüzde hayvan kullanımının, mecburiyetten devam etmediği aşikarken bunu sürdürmeye çalışmamızın temel nedenlerinden birisi alışkanlıklarımızın yarattığı konfor alanı ve zihnimizde oluşmuş şemalardır. Bir diğer neden ise, hayvansal ürünlerin beynimizdeki haz bölümlerini aktive ederek onlara bağımlı olmamızı sağlamasıdır. Hayvansal ürünlerin ulaşılabilirliği, kolay bir şekilde topluma sunulmuş haldeyken, marketten aldığımız bir hayvan parçası bize çok normal gelmektedir. Dolayısıyla kendimize bu noktada, bu zorunlu olmayan diğer bir deyişle keyfi olan nedenlerle hayvanlara gereksiz yere acı vermeyi ve dünyayı yok oluşuna daha hızlı bir şekilde götürmeyi kabul edilebilir yapar mı diye sormak gerekir. Eğer cevabımız hayır ise sanılanın aksine bunun çözümü oldukça basittir. Sadece bu olumsuz olan davranışımızı etik ve sürdürülebilir olanlarla değiştirmek gerekir. Hayvan kullanımı içermeyen alternatifleri öğrenerek kaybettiğimiz ya da eksik kaldığımız hiçbir nokta olmadan alışkanlıklarımızı değiştirebiliriz.Bu yazı, Türlerin Yaşam Hakkı Podcasti’nden dinlediklerimi ve araştırdıklarımı kaynak almaktadır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker