Apeiron

Küçüklüğümüzden beri duyduğumuz hikayeleri belli imgelerle zihnimizin derinliklerinde canlandırma ihtiyacı duymuşuzdur. Dışavurumlarını hiyerogliflerle aktaran Antik Mısırdaki sanatçılar ise, kendi anlatılarını işlemek yerine gerçekte, bu özgür ifadelerini baskılamak zorunda kalmışlardır.

Tanrının işçisi konumunda kendine yer bulan sanatçılar, eserlerinde karşımıza çıkan bilinmezliği ve bedenin ölçülerinin bozulmuşluğunu, kültürel birikimlerin dışında belki de sanatçının, tanrıya şükran göstergesinin bir ürünü olarak aktarır. Ölümden sonra bahşedilen sonsuz hayata layık olabilmek için spiritüelliğin etkisiyle üreten sanatçılar, simgesel bir sanat anlatısında bulunduklarından da sanatlarında gerçekçi olmakla işleri yoktur.

Boşluğun tam ortasındaki bilinmezlikte, bedenin var olma arzusuna yenik düşen sanatçılar, tam da bu noktada büyü izlenimi veren sanatlarının sonsuzluğa ulaşması amacıyla taşlara kabartmalar işlemeye koyuldular. Böylelikle sanat, yaşam ile ölüm arasında kutsal bir temsil gücüne ulaşmış oldu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker