Aydınlığa Doğru

Kırdığın kafayı koy sepete bak! Kırdığın kafayı koy sepete bak! Bana katil diyorlar, ben insan bile değilim. Bana kırıcı diyorlar, kafam dışında yok halim. 

Tekrar baktım yanımda duranlara. Yıldız yoktu o akşam gökyüzünde. Her şey kirlenmişken temizi ayırabilir oldum sadece. Ateşten çıkan balyozumu indirdim. Kırdığım kafayı koyacaktım sepete. Sadece benim değil, gerçi ben kalmadı geriye. Bir oldum diğer kafalarla. İnsan denilen mahlukat oldum yeri geldi, yeri geldi geyik oldum ormanda.

Aranıyormuşum, beni arayan bulur zaten. En mutlu anında, en üzgün zamanında varlıkların; ordayım sürekli. Kafasındayım soğuk günlerin, sıcak denizlerin ve tüm o pislik denilen yerlerin içindeyim.  Bir otobiyografi değil bu günlük. Benden sonraki belaya serzenişim çünkü gözyaşlarınızda boğulmuyorum. Kahkahalarınızla kırılmıyorum hiçbir zaman. Varlığınızın rahatsızlığındayım ve bu yüzden gözlerimi kendim çıkarıp kenara koydum öncelikle. Gözden uzak gönülden yakındayım kabaca. Geldiğim bir yer yok gittiğim olmadığı gibi. Kaldığım bir yer yok pusudayım çoğu zaman. Belalar belayı doğurur doğru zamanda. Doğru zamana kadar büyütüyorum içimde bir yerde o aydınlığı. Ki karanlık bırakılan gökyüzü gibi tekrar aydınlansın diye hava. İnsan dediğin, insan dediğin aciz bir müptela. İlgi müptelası zavallı canlarını kavanozda yüzerek geçiren ve yüzdüğü kavanoza tüküren bir budala. 

Betimlemeleriniz bile yanlış ki kafanızı her kırdığımda kusabilsem keşke diyorum boşluğa. Size olan sevgim işte, kapana kısılmış ruhlarınızı kafanızdan ayırdığım için şükran duymak yerine çığlık attığınız her anda tekrar kabarıyor. Ölüm değil bu diyorum, doğarken de ağlayan o aptala. Kurtuluşunuzu getirdim, ağlamayacaksın bir daha. Kafa aynı kafa, insan da hayvan da. 

Kırdığımda gördüm toz dumandan ibaret olduğunuzu. Ete bulaşmış tozunuzla üstünlük tasladığınızı. Etim yok diye çekemedikçe bir yerimden beni kırlarca bayırlarca aşağılamaya çalıştığınızı unutamıyorum. Gözden kaçırdınız gözlerinize bağlı olduğunuz için. Ne aşağıdayım ne yukarıda, bir mevkim yok bu diyarda. Beni siz var ettiniz fakat yok edemeyeceksiniz. Ve bu evrende var olan her kafatasını kırana kadar durduramayacaksınız asla! Maalesef benim lanetim bu. Varlıkla uğraşmak. Yoklukla uğraşmak. İkisini de parça pinçik ettiğimde özünde bir ettim, birbirine esir ettim. İşte o zaman rahat bir dün çektim. Bugünler hep yalan. Yarınlar imkansız.

Ateşten çıkmadım, topraktan büyümedim senin gibi insanoğlu. Sen yokken de vardım satır satır. Ve işte o satırlar günü geldiğinde seni buldu, onu buldu, birdenbire yok oldu kutsanmışlığın. Tıpkı senin yitirdiğin gibi doğayı sen de yiteceksin ilmek ilmek. Sana doğru ilerlemiyorum geriliyorum aksine.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker