Boş Kutu

Etrafta tatlı bir telaş vardı. Yılbaşına daha üç gün vardı ama şimdiden bütün ağaçlar alınmış, hastane odalarına yerleştirilmiş, süslenmişti. Odanın sahibi küçük kız değildi ağacı süsleyen. Kendi ile aynı hastalıktan muzdarip oda arkadaşı da değildi. Neden bilinmez ama yeni bir yıla başlamak hiç heyecanlandırmıyordu onu. Ne de olsa yeni yıl da hastalıkla geçecek, hediye kutusunun içinden çıkan hiç bir hediye ona saçlarını geri vermeyecekti. Biliyordu. Küçük bir kız olması hastalığının ciddi olduğunu anlamayacağı anlamına gelmiyordu. Aslında bazı küçük kızlar, büyük insanlardan daha zekiydi. Annesi ona saçlarının dökülmesinin çok zeki olmasından kaynaklandığını söylerdi. Öyle zamanlarda zeki olmak istemezdi kız. Çünkü insanlar saçlı ve tatlı kızları beğenirlerdi.

       Daha yeni operasyon geçirmişti. Bu yılbaşı koşuşturması onu çok yormuştu. Annesi ona ciciler almış ama kız hiçbirini merak etmemiş, giyip denememişti bile. Kız sadece noel babayı merak ediyordu. Gerçekten uçan geyikleri var mıydı? Kocaman bir göbeği olmalıydı ve “Ho ho ho “ diye gülmeliydi. “Acaba bütün babaların göbeği var mı?” diye düşündü küçük kız. Kendi babası da göbekliydi ve kız babasının göbeğinde uyumayı çok severdi. İşlerinden dolayı babası sık sık uğrayamazdı hastaneye. Bu yüzden kız onu çok özler her gün telefonla arardı. Babası gelince de at olur, birlikte kovboyculuk oynarlardı. Babasının sırtından inmez, saçsızlığını gizleyen o kocaman şapkayla tıpkı bir kovboya benzerdi. Arkadaşı da suçlu rolünü oynar, birlikte geçirdikleri o kısacık gün bir anlığına bile olsa küçük kıza hastalığını unuttururdu.

       Sahi, neredeydi arkadaşı? Yoksa iyileşti mi ? Aynı anda girdiler ameliyata. Kendisinin karaciğerinde, arkadaşının ise beyninde tümör adı verilen ve kafalarına göre ayaklanıp çoğalan minik hücreciklermiş onları hasta yapan. Hücreler uslanırsa onlar da iyileşecekmiş. İhtiyar doktoru ona böyle anlatmıştı. O ise hücre ne diye sormamıştı. Tam iki yıldır savaşıyordu bu asi hücrelerle. Arkadaşıyla iki yıl önce bu odada tanışmış ve bütün özel günleri birlikte kutlamışlardı. Oysa şimdi arkadaşı iyileşmiş, noel babayı da evinde bekleyecekti. “Haksızlık bu !” diye düşündü küçük kız. Arkadaşı iyileştiği için tabii ki mutluydu ama ya noel baba hasta çocukları sevmiyorsa? Geçen yıl arkadaşıyla birlikte noel babayı beklerken uyuyakalmış, noel babanın gelip gelmediğini görememişlerdi ama şimdi kararlıydı. Uyumayacak onu görecekti.

       Bu üç gün onun için çok zor geçti. İlk gün hiçbir şey yapmadı. Yattı ve sadece arkadaşını düşündü. Bu haksızlıktı. Onlar arkadaştan da öte kardeştiler. En azından gidiyorum diyebilirdi. Gizli gizli yürütülüp paylaşılan çikolataların hiç mi hatırı yoktu? İnsan bir veda ederdi. İkinci gün babası geldi. Bu defa kovboyculuk oynamadılar. Suçlu olmadan eğlenceli olmuyordu çünkü. Üçüncü gün ise geçmek bilmedi. Yılın en önemli gecesi olacaktı. Ne olursa olsun uyumayacak, kendisini iyileştirmesi için noel babaya yalvaracak, hayatı boyunca uslu bir çocuk olacağına yeminler edecekti. Gerekirse artık gizliden yediği o çikolatalardan vazgeçecek, annesinin sözünden hiç çıkmayacak, asi hücrelerine benzemeyecekti. Gözünü duvardaki saatten ayırmadı. Akrep, yelkovanı kovaladı ancak hep su gibi akan zaman dondu kaldı, geçmek bilmedi. Bu minik kızın narin göz kapakları da daha fazla dayanamadı. Uyuyakaldı. Havai fişeklerin sesi ile uyandı. Uyandığında geri sayım çoktan yapılmıştı. Annesi hâlâ uyuyordu. Küçük kız da yeni yıla uyuyarak ve hasta girmesi yetmezmiş gibi bir de noel babayı kaçırmıştı. Yerinden fırladı. Hediye kutusunu bir çırpıda açtı ama bomboştu kutu. “Hiç gelmemiş ki, noel baba hasta çocukları sevmiyor artık!” diye düşündü. Yatağına koştu. Yorganını kafasına kadar çekti. Oysa arkadaşı ne kadar şanslıydı. Şimdi prenses odasında, yumuşacık yatağında, noel babanın hediyesine sarılıp musmutlu uyuyor olmadı. Küçük kız ise ağlayarak uyudu. 

       Sabah doktorunun ve annesinin sesiyle uyandı. Sonunda sonuçları çıkmıştı. Annesi ağlıyor, ihtiyar doktorun gözleri ise ilk defa parlıyordu. “Bu kadar!” dedi ihtiyar doktor. “İyileştin, eve gidebilirsin. Artık geceleri kendi odanda uyuyacak, sabahları oyuncaklarının içinde uyanacaksın. İki yıldır yaşıtlarının yaptığı ama senin yapamadığın ne varsa yapacaksın. Üstelik saçların da uzayacak. Taburcu işlemlerin başlatalım ancak düzenli kontrolü de unutmamak gerek.” Mutluluktan havalara uçtu küçük kız. Noel babaya haksızlık ettiğini düşündü ve ondan özür dileyip ona teşekkürler yağdırdı. Demek ki kutu boş değildi. Hediyesi buydu.

       Kendini iyileştirenin noel baba olduğunu sandı küçük kız. Öğrenmesi için çok küçüktü daha ama büyüyünce anlayacaktı ne de olsa. Bu hediyeyi ona veren noel baba değil, iyileştiğini sandığı arkadaşıydı.

       Taburcu işlemleri başlatıldı. Annesi sonunda eve gideceklerinin sevinciyle eşyaları toplamaya başlamıştı ki kızına aldığı renkli saati gördü. “Hay Allah!” dedi. “Dün gece saati kutunun içine koymayı unutmuşum.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram
PR - İletişim Koordinatörü
PR - İletişim Koordinatörü

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

PR - İletişim Koordinatörü

Yazar

Grafiker