Chauvet Mağarası

Kim olduğumuzu anlamak ya da anlamlandırmaya çalışmak için hayatımızda belli belirsiz izler yaratırız. Şüphesiz, her insanın bilinmeye olan açlığını biraz olsun dindirmesi ve kendisi gibi olanın yansımasını bulabilmesiyle değişir bu izlerin derinliği. Herkes bilinmek ister. Bilinmek ve anlaşılmak…

Günümüzden yaklaşık 30 bin yıl önce, güney Fransa’daki Chauvet Pont-d’Arch Mağarası’nın duvarlarını tuvali olarak kullanan insanın, onlarca kez elini boyaya batırıp mağara duvarına izler bırakmasının bir amacı olmalı. Chauvet Mağarasının gizemli duvarlarına işlenen oldukça eski ve sofistike resimlerin keşfedilmesi, ilkel insanların sanatlarını ‘Ben de buradayım!’
haykırışıyla kaydetmesinin bir ürünüdür.

Sonsuz bilinmezlik mağarasındaki insan yalnızca bilinmek, hatırlanmak ya da en basiti dünyaya bir iz bırakmak istedi. Hepimiz bilinmek isteriz. İlkel insanın mağarasından çıkmaya çabalaması, sesinin mağaranın mutlak bilinmeyen kuytularında yitip gitmemesini istemesindendir.
Herkes saklı kalmış bir el izidir, bilinmek ister.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram
Yazar - Grafiker - PR
Çizer - Web - PR
Yazar - Grafiker - PR
Çizer - Web - PR

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar - Grafiker - PR
Çizer - Web - PR

Yazar

Grafiker