Christo ve Jeanne-Claude

Endüstri devrimi ve devamında devam eden sanayileşme sürecinde bozulmaya yüz tutan doğa, birbirinden farklı sanatçı ve disiplinler tarafından yorumlanarak sanatın nesnesi haline gelmiştir. Doğanın değişen dengesine iyileştirici, dikkat çekici çözümler sunan sanatçılar doğanın yaşayan bir canlı olduğunu da unutmamışlardır. 1960’larda çevre hareketlerine gözlerini kapamayan Land Art (Arazi/ Yeryüzü Sanatı), sanatın tartışıldığı sınırları genişletmiş ve sanatçılara yeni olanakların da var edilebileceğini göstermiştir. O zamana kadar süregelen müze kavramını eleştirip sergilenen yapıtların parayla satın alınarak metalaşmasına tepki ortaya konmaktadır. Sergi salonlarına sığmayan doğayı araç olarak seçen sanatçılar, sanatın ticaret amacıyla kullanılmasına karşı gelmişlerdir. Arazi sanatıyla sanat eserleri bir koleksiyonerin mülkü olmaktan çıkarak sanatın sahipliğini ortadan kaldırmış ve onu kamusallaştırmıştır. 

1960’ların sonlarına doğru çevre hareketleri organizasyonlarının artmasıyla birçok sanatçı doğayı kullanarak onu değiştirmiş, yeniden biçimlendirmiştir. Bu süreçte sanatçıların doğayla birlikte kurguladıkları çalışmalar elbet doğaya yenilecektir; bu da geçicilik vurgusudur. Bu nedenle Arazi Sanatı çalışmalarında üretilen eserlerin Performans Sanatı gibi belgelenmesi önemli hale gelmiştir. Doğaya doğal olan malzemelerle müdahalede bulunan sanatçılar, galeri sahiplerinin talepleri ve kurallarına karşı gelerek artık devamlılığı olmayan sanat nesnesinin kalıcı olma zorunluluğuna ve biricik olma dayatmalarına karşı gelmiştir. 

20. yüzyıl Land art çalışmalarında öncü olan Christo ve Jeanne-Claude, doğal bir malzeme olan tekstili renk ve doku gibi özelliklerinden yararlanarak doğa ile uyumlu olduğu kadar da geçici bir şekilde ele almışlardır. Doğduğu ülke olan Bulgaristan’dan özgürlüğünü elde etmek amacıyla kaçan Christo, eserleri hakkında: “Böylelikle özgürlük ile kök salıyorlar, zira özgürlük sahiplenmenin düşmanıdır ve sahiplenme aynı zamanda devamlılık anlamına gelir” (1) demiştir. Christo bina yüzeylerini örtüyle giydirmeye başlamadan önce çevresindeki küçük şişe, varil gibi objeleri paketleyerek çalışmalarına başlamıştır. Giydirdiği yapıların veya nesnelerin formlarını bozmadan onları olduğu gibi korumuş, sadece üstlerini örtmüştür. İnsanın gizli olana merak duyması kaçınılmaz olmuş ve kısa bir sürede çevresince bilinen birine dönüşmüştür. “Paketleme sanatçısı” tanımını reddeden Christo, kullandığı nesneleri saklayarak, ortaya çıkarmaktadır. 

Christo, Jeanne-Claude ile kamusal olan ya da olmayan yapıları, parkları örterek ya da sarmalayarak politik bir duruş da sergilemektedir. Herkesin neredeyse her gün gördüğü yerleri geçici olarak işgal ederek sahiplenmeyi protesto etmiştir. Fikirlerinin arkasında sonuna kadar duran ikili, kısıtlı sürede sergilenen giydirme çalışmalarını ve kamusal alanlardaki büyük çaplı projelerini herkese ücretsiz olarak sunmuştur.

Çiftin ilk büyük boyutlu çalışmaları olan “Wrapped Coast” (Paketlenmiş Sahil Şeridi), 1969 yılında Avustralya’nın Sidney kentinde bir koyda uygulanmıştır. Koyun sahil şeridinde, 110 işçi ve 11 gönüllü ile 17.000 iş saati harcayarak ve 92.900 metre kare sentetik kumaş ile 56 kilometre Polipropilen ip kullanarak 2,5 kilometrelik alan ve sahilin gerisindeki kayalar 26 metre yüksekliğe kadar paketlemişlerdir. Çift bu uygulama ile birlikte o zamana kadar yapılmış “en büyük” sanat eserini yaratmıştır. (2) Paketlenmiş Sahil Şeridi çalışmasında kullanılan kumaşın akıcılığıyla denizin dalga efekti verilmeye çalışılmış ve denizi örterken onunla uyumlanarak bütünlük kuran bir yaklaşım söz konusudur. Bu kadar büyük bir çalışmaya olumlu ya da olumsuz birçok yorum gelmiş fakat eserin etkisinden hiç kimse uzun süre çıkamamıştır.

1983’te Florida Eyaletinde “Surrounded Islands” (Çevrilmiş Adalar) adlı projesini gerçekleştiren çift, 11 adanın üzerini toplam 585 bin metrekarelik, batmayan ve suya dayanıklı polipropilen kumaşla örtmüştür. Bu adaların çevresini kumaşla kaplayabilmek için birçok bürokratik süreçten geçen proje uzun görüşmeler ve baskılara rağmen yapılabilmiştir. Gerekli izinlerin alınmasıyla pembe örtüsüne kavuşan adalar iki hafta boyunca halk tarafından izlenmiş ve büyük bir heyecanla karşılanmıştır. Bu eser Christo adının sanat dünyası tarafından kabul görmesinde çok büyük katkı sağlamıştır. Christo bu projeyle ilgili olarak; “Sanırım projenin yıkıcı bir boyutu vardı ve bu nedenle birçok sorunumuz oldu. Büyük olasılıkla bütün karşı çıkışlar, bütün eleştiriler bu nedenle. Eğer üç bin doları bir film seti için harcasaydık buna kimse karşı çıkmazdı. Film çekebilmek için adaları yakmaya kalkabilirlerdi ve gene sorun çıkmazdı. Projenin büyük gücü, tümüyle mantık dışı olmasından. Projenin ana fikri zaten bu, bütün değerleri kuşkulu kılmak” (3) demiştir.

1971 yılında Christo ve Jeanne – Claude tarafından uygulanmasına karar verilen Berlin’in ünlü Alman Parlamento Binası’nın (Reichstag) giydirme projesi, Alman Parlamentosunda uzun süre yer etmiş ve 1994’te Reichstag paketleme projesinin hayata geçirilmesi sağlanmıştır. Yıllardır gözlerinin önünde olan artık dikkatlerini çekmeyen bina, kumaşlarla sarılınca altında ne olduğunu tekrar anımsamak insanları düşünmeye yöneltmiştir. Giydirme projesine metal görünümünü kazandıran gümüş rengi kumaş, düşey katlamalar ve drapelerle kullanıcıya adeta altındaki binayı unutturarak kendi anılarıyla tekrar etkileşime girmesini sağlamaktadır. 

Sanatın ulaşılabilirliğini sorgulayarak herkesin sanatın katılımcısı haline gelmesini amaçlayan Arazi Sanatı, doğanın sınırsızlığını kullanır ve çevresindeki doğal ya da mimari unsurları örgütleyerek kendisine üretim alanı yaratır. İçinde tekdüze yaşam sürdüren kentlilerin sıkıcı dünyasına bolca eleştiri ve renk katan Christo – Jeanne Claude çifti gibi sanatçılar, artık görmediklerimizi, unuttuklarımızı ya da normallerimizi sorgulatmayı başarmışlardır.

Kaynakça:

  1. https://www.dw.com/tr/giydirme-sanat%C4%B1n%C4%B1n-ustas%C4%B1-christo/a-53650422
  2. Sezer Cihaner Keser, Nazan Oskay. “Çevresel Sanat Bağlamında Christo- Jeanne Claude Çiftinin Disiplinlerarası Üç Boyutlu Tasarım Uygulamalarında Tekstil Kullanımı”, International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 10/14 Fall 2015, p. 71-88
  3. Atakan, Nancy. (2013) “Sanatta Alternatif Arayışlar”, Karakalem Kitapevi, İzmir s.30.
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram
Yazar - Grafiker - PR
Yazar - Grafiker - PR

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar - Grafiker - PR

Yazar

Grafiker