şiir

Aynalara Taşlama

Uğuldayan rüzgâra karşı, 
Buldum bir kuytu, dayayacak sırtımı
Seslerden duyulma haklarını gasp eden
Yerin yüzüne serilmiş beyazdan örtü.
Saçlarıma kül düşer ateşten;
  Ateşten bir beyaz bu,
    Kışın propagandası altında

Yeşil bir halı üzerinde oldu her ne olduysa;
Yerküre dönmeye başladı;
  Zaman ilk kez bu şiire aktı…
Pis bir nem bulutu dolanırdı 
   Coşkunluğuna düşman fidan ruhların
Sonra dağıldı, bir dertten arındırır gibi şehri
-Ruhun ruha ödettiği bedel hep mi sessizce ödenir-
Oysaki benim:
Saç diplerim acıyor pespayeliğinden şehirlerin
Üzerime bu yağan ne?
Peki bu hızın hazzı kime ait;
Kim bu bozkırın özgür atlarına yetişme telaşında olan;
Astrolojiden kaçabilmiş güneşlerden toplanan,
Bin atlının getirdiği 
Küle fısıldanan alev mi?

Toprak anne ve rüzgâr baba
Başka pencerelerden gökyüzünü seyrederken
 Aynı yıldızda denk düştü diye doğdu;
Kırılganlığı insanın 
-Suda kendini gören-
İnsanlar aynalardan daha kırılgandır,
Gerçek şu ki aynalar bizim kadar kırılamazlar

Üzerime bu yağan ne? Peki bu hızın hazzı kime ait; Kim bu bozkırın özgür atlarına yetişme telaşında olan; Astrolojiden kaçabilmiş güneşlerden toplanan, Bin atlının getirdiği  Küle fısıldanan alev mi?”
yazı:
Deniz Karakulak
çizim:
Kübra Bağcıoğlu
favorile

eser galerisi.

Aynalara Taşlama

yazı:
Deniz Karakulak
çizim:
Kübra Bağcıoğlu

giriş yap.

Profiline, favorilerine ve takip ettiklerine buradan ulaşırsın.

şifremi unuttum

Hesabın yok mu? kayıt ol