Garip Ses

Değerli okuyucular, bu köşede sizlere bir şiir bir de öykü kitabı eleştirisi sunuluyor. Bu iki kitabın birlikte tek yazıda sunulması, değerli yazar/şairlerimiz Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu ve Sabahattin Ali’nin Türk öykü ve Türk şiir tarihine kattıkları bakış açıları ve kendi davalarını her zaman en iyi şekilde savunup eserlerine aktarmalarına ithafendir. Onlar,  -şüphesiz hepimiz için- her zaman değerli Türk edebiyatçıları olarak kalacaklardır. Sabahattin Ali, günümüzde eserleri ile popülerliğe ulaşmış bir yazar olmasına rağmen onu doğru biçimde algılayan insanların toplumumuzdaki oranı oldukça azdır. Öte yandan garip akımının şairlerine gelecek olursak -şimdiye kadar- hepimiz onların şiirlerine ya da yanlış şiirlerin altında onların isimlerine kesin rastlamışızdır. Bunun sebebi olarak da çoğu zaman insanlarımızın kısa dönemlerde onları popülerleştirmesinden kaynaklı olduğunu düşünebiliriz ama bunlar oldukça zehirli popülariteler; bir nevi değerli yazarlarımızı, eserlerini ve çabalarını hiçe saymaktır. Toplum olarak onları popüler veya değerli hale getirmek istiyorsak eserlerini okumalı, kendi içimizde değerlendirmeli ve bir şekilde birilerine aktarmaya çalışırken doğru yolla, doğru içerikle aktarmalıyız. Ancak bu şekilde onların tüm çabaları bir karşılık bulabilir çünkü onlar her şeyi göze alarak toplum için yazdılar. Toplum için konuştular, toplumun içinde sesi duyulmayan insanların sesi oldular, göz ardı edilen insanları görünür kıldılar. Bunları yaparken her şeyi göze aldılar. Hem de aklınıza gelebilecek her şeyi. Bizim de bu değerli yazarları her zaman saygıyla ve sevgiyle hatırlamamız, okumamız, düşüncelerini yaşatmamız gerekiyor. 

GARİP: “Bu kitap sizi alışılmış şeylerden şüpheye davet edecektir.”  “Garip”; Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’in öncülüğünü yaptığı bir şiir hareketidir. Üç şairimiz de ‘‘Garip’’ adı altında Türk şiir tarihine bambaşka bir boyut katmayı kafaya koymuşlardı. Bunu da Garip adında bir şiir kitabı yayınlayarak yaptılar. Ama bu şiir kitabı diğer şiir kitaplarından biraz farklıydı. Dile getirmek istedikleri her şey önsöz şeklinde Orhan Veli tarafından yazılıp açıklanmıştı. Bu şiir tarzıyla sokaktaki adamın dilini şiire taşıdılar. Türk şiirlerinde genellikle bulunan ağır kelimeleri (Arapça, Farsça), hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddettiler. Kafiye, mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatların gereksiz olduklarını düşündüler. Eski kafaların, eski şiir kurallarının saçmalık olduklarını ve her insanın bunları anlayamayacağını savundular. Onlar daha anlaşılır, herkesin okuyabileceği şiirler yazmak istiyorlardı. Bunu yaparken de şiiri çok farklı noktalara taşıdılar. Toplum için yazmaya başladılar. Herkesin başına gelebilecek basit olayları, aşkları şiirleştirdiler. Bu şiirler ki kimi yazarlara göre şiir bile değildi. Bazı yazarlar tarafından destek görseler de birçok eleştiriye de maruz kaldılar ama bunu hiç önemsemediler, yollarından dönmediler. Türk şiir tarihine bir sürü değerli şiir bıraktılar. Varlık, Yaprak gibi önemli dergiler de yazdılar. Bunlar sadece temelde olan şeylerdi. Öyle ki şiirler ne kadar kulağa basit gelse de, hiçbir zaman basit olmadılar. Çünkü sanat, sanat için yapılmalıdır ama toplum tarafından da anlaşılıp eleştirilmelidir. Garipçiler işte bunun peşindeydiler. O dönemlerde basit şiirler yazmak ağır şiir yazmaktan daha büyük cesaretti belki de. Kuralları yıkmak, gelenekçiliği yok saymak, tepkileri umursamamak… En önemlisi de sanatı ve toplumu aynı noktada birleştirmiş olmak… O dönemlerde belli kesimler harici insanlar şiir okumuyorken bunları yapmak, takdir edilesiydi çünkü halk bu sayede şiir okudu ve anladı, kendini gördü, hissetti. 

Türk modern şiirinin günümüzdeki halini almasında Garip akımının etkisi yadsınamaz. Dolayısıyla bugün, içimizden gelenleri en basit ve temel şekilde aktarabiliyorsak onlar sayesindedir demek çok da yanlış olmayacaktır. Usta şairden hayata dair bir ders de çıkarmamız gerekirse herkes hayatını yazabildiği şiirine göre yaşamalı ve bu dünyaya ruhu dolu bir şekilde, gözü arkada kalmadan veda etmeli belki de. 

ALINTI: 

“San’atkar bizi, söylediklerinin samimi olduğuna da inandıran adamdır.” (önsözden) 

“Şiir öyle bir bütündür ki bütünlüğünün farkında bile olunmaz.” (önsözden) 

“Yüz kelimelik bir şiirde yüz tane güzellik arayan insan vardır. Halbuki bin kelimelik bir şiir bile bir tek güzellik için yazılır.” (önsözden) 

Melih Cevdet Anday’ın “Fotoğraf” şiiri:

“Dört kişi parkta çektirmişiz,
Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi…
Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar…
Babası daha ölmemiş Oktay’ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış.
Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Oysa hayattayız hepimiz.”(2015)

Orhan Veli Kanık’ın “Sabaha Kadar” şiiri 

“Şu şairler sevgililerden beter;
Nedir bu adamlardan çektiğim?
Olur mu böyle, bütün bir geceyi
Bir mısranın mahremiyetinde geçirmek?

Dinle bakalım, işitebilir misin
Türküsünü damların, bacaların
Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını
Yuvalarına?

Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını
Kullanılmış kafiyeleri yollamak için,
Kapıma gelecek çöpçülerle,
Deniz kenarına?

Şeytan diyor ki: ‘Aç pencereyi;
Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar.’”(2015)

Oktay Rıfat Horozcu’nun “Evvel Zaman İçinde” şiiri: 

“Her ağacın arkasından karşıma siz çıktınız
öylesine çoktunuz ki bunaldım yalnızlıktan

Her köşe başından karşıma siz çıktınız
öylesine yoktunuz ki ağladım deliye döndüm” (2015)

SES: Sabahattin Ali’nin son öykü kitabıdır. Konu bakımından toplumsallık içeren bir kitaptır. İçinde beş tane öykü bulunmaktadır. Bu beş öykü de köylü, jandarma ve işçiler eksenindedir. Sabahattin Ali’yi daha önce okuduysanız eğer toplumsal ve içsel sıkıntıları, yazılarında sıkça aktardığını fark edersiniz. Öykü kitabında yer alan hikayelerde de aynı şeyi yapıyor ve hikayeleri okurken köylüyü, işçiyi, fakiri, zengini rahatlıkla anlayabiliyoruz. O, kişileri bize en anlaşılır şekilde aktarıyor. Bunu yaparken de toplumsal konulara değinerek dönemin siyasi ve sosyal durumundan da bizi haberdar ediyor. İnsan Sabahattin Ali okurken her zaman duygulanır, nedendir bilinmez. Sanki hiç bulunmadığın bir köy hayatının içindeymişsin gibi gelir ya da tarlada çalışan hakkı yenen bir işçi. Yazılarında anlatmak istediği şeyleri okuyucuya hissettiren bir yazardır o. Kitapta yer alan ve kitabın adının sebebi olan “Ses ve Köpek” öyküsü derinden etkiler okuyucuyu. Üzüntü, acı ve aşağılanma hissini yaşadığını hissedersin. Eğer okumadıysanız bir tavsiye: Lütfen okuyun. Çünkü -günümüz tabirince- çerezlik bir kitaptır hemen birkaç saatte bitirebilirsiniz. Size birçok hissi kısacık sürede yaşatacaktır. Şimdiden iyi okumalar.

ALINTI: 

“Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.”

“Ömrümde hiçbir insan yüzü, hiçbir ağlayış bana bu kadar acı bu kadar manalı görünmemişti.”

“Bu yüzde, şimdiye kadar hiçbir insanda rastlamadığı bir alakanın izleri, bir kardeş, bir ana, bir sevgili alakasının ifadesi vardı.”

Kaynakça: 

Ali, Sabahattin Ses (2020), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı 

Anday, Melih C.,  Horozcu Rıfat O., Kanık, Orhan V., (2015) Garip (Şiir Hakkında Düşünceler ve Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Orhan Veli’den Seçilmiş Şiirler), Yapı Kredi Yayınları, 2. Baskı

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker