Gerda Taro

Hayatı boyunca deklanşörüne özgürlük için basan bir fotoğrafçı. İspanya iç savaşında panzer altında kalarak can veren, son dakikalarında bile faşizmin fotoğraflarını çeken ve ona direnen bir kadın oldu.

Gerda sıkıcı gelen hayat tarzından kurtulmak için bir spor derneğine üye olmuştu. Orada tanıştığı sosyalist arkadaşlarıyla birlikte bakış açısını genişletti. Önceden pembe hayaller peşinde koşan kadın yoktu artık. Yeni hayat tarzı ve arkadaşları sayesinde ona fotoğrafçılığı öğretecek ve aynı zamanda büyük bir aşk yaşayacağı kişi olan Robert Capa ile tanıştı. Bir barda denk gelen tesadüftü onlarınki. Çalışmalara başladıkları ilk zamanlar parasız kalsalar da bu durumların üstesinden birlikte gelecek olma düşüncesi bile onları heyecanlandırıyordu.

Birlikte çalışarak ne yapıp edip işlerini büyüttüler ve savaş fotoğrafçısı olmayı başardılar. Gerda fotoğrafçılığa dair her şeyi tamamen öğrendiğinde artık Capa’dan yardım almasına gerek kalmamıştı ve yalnızdı. Cephede olanları tamamen yansıtabilmek adına kurşunların, bombaların arasına korkusuzca atlayıp hayatını hiçe sayıyordu. Kontrolünü kaybetmiş bir panzer gelip Gerda ile fotoğraf makinesi arasındaki bağı sonsuza dek koparmasaydı fotoğraf çekmeyi bir saniye olsun bırakmazdı. Böylesine güzel bir aşkın ona getirdiği yeteneğinin Gerda’yı genç yaşta öldüreceğini kimse tahmin edemezdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram