Halil Cibran

Hayatımızda kitaplarıyla yer eden Halil Cibran, 6 Ocak 1883 Lübnan doğumluydu. Babası vergi memuru, annesi Kamile Hanım ise ev hanımıydı. 2 kız kardeşi, bir tane de ağabeyi vardı. Geçim sıkıntısı içindeki bir ailenin çocuğuydu Halil. Babasının alkol problemi ve geçirdiği soruşturma yüzünden durumları iyice kötüye gitmişti. Aile çareyi Amerika’ya göç etmekte buldu, babaları ise Lübnan’da kalmak zorundaydı.

Boston’a yerleşen aile geçimini Kamile Hanım’ın yaptığı seyyar satıcılıkla sağlamaya başladı. İlerleyen zamanlarda ağabey Butros ve kız kardeşler bir bakkal açıp orayı işletmeye başladı. Biraz düzelen maddi durumu fırsata çeviren Cibran, kendisini eğitimine verdi.

Doğuştan resme ve müziğe yetenekliydi aslında. Öğretmenleri tarafından fark edilmesi işten bile değildi. Daha yaşı çok küçük olmasına rağmen çizimleri kitap kapaklarına basıldı. Lise eğitimi için 1898’de Lübnan’a geri dönerek Fransız Lisesine başladı. Fransızcasını ve resme olan ilgisini ilerletti.

Lübnan’da hayatına devam ederken kendisini bekleyen felaket zincirinin ilk adımı olan bir mektup aldı. Kız kardeşi Sultana hastalanmıştı. Haber üzerine Boston’a geri döndü ve kardeşini kaybetti. Henüz acısı tazeyken bir ay sonra ağabeyi Butros’un, ertesi ay ise hayatındaki yeri apayrı olan annesi Kamile Hanım’ın vefatına şahit oldu. Sağ kalan tek kardeşi Mariana ile tarifsiz bir acının ortasında kaldı. Bu hayatta artık birbirlerinden başka kimseleri yoktu. Tüm bu olanlara rağmen önce kız kardeşi sonra da kendi için bir şeyler yapmak zorundaydı ve 1904’te ilk kişisel sergisini açtı. Bu sergide hayatını değiştirecek kadınla, Mary Haskell’le tanıştı.

Varlıklı ve kültürlü bir kadın olan Mary, ömrü boyunca Halil Cibran’ın en büyük destekçisi ve bağışçısı oldu. Onun sayesinde Cibran 1905’ten itibaren üç yıl art arda kitap yayınladı, Fransa’da sanat eğitimi aldı ve New York’a taşındı. Burada yeni bir sanatsal ortamla karşı karşıya geldi ve tüm dünyayı etkisi altına alan ‘’The Prophet’’ yani ‘’Ermiş’’ adlı eserini burada kaleme aldı. Bu eserine tam dokuz yılını verdi.

Bir yandan Ermiş’i tamamlarken diğer yandan ilk İngilizce eseri olan The Madman’i yazdı. Daha önce hiç İngilizce bir kitap yazmamış olan bir Arap’ın yayınevi bulması elbette hayli zor oldu fakat 1913’te kitabı yayınlandıktan sonra o artık Amerika’nın tanınan bir şairiydi.

Cibran’ın yaşı ilerledikçe vücudunda dayanılmaz bir ağrı başladı. Yakalandığı kanserin acısını ve yükünü dindirmek için kendisini alkole verdi. Adeta babasının kaderini üstlendi. Hayatının son günlerinde olduğunu anlayan Cibran, çocukluğunda çevresinde oynamayı çok sevdiği Bşarri’deki Mar Sarkis Manastırı’na gömülmeyi vasiyet etti. 10 Nisan 1931’de henüz 48 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti yerine getirilmekle kalmadı, manastır Halil Cibran’ın tüm özel eşyalarının bulunduğu bir müze haline getirildi. Müzenin girişine Cibran’ın şu sözü eklenerek şair ölümsüz kılındı:

“Ben de senin gibi diriyim

Şimdi yanında duruyorum

Kapa gözlerini ve etrafa bak

Beni önünde göreceksin”

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker