İklim Krizi

Mevsim normallerinin ortalaması karşılığına gelen iklim, yüzyıllardır değişim içerisindedir. Yaptığımız seçimlerle günümüzde geldiğimiz nokta ise bu iklim değişiklik hızını artırarak yaşamı tehlikeye atmamız ve iklim değişikliğini iklim krizine dönüştürmemizdir.

  İklim değişikliğine sebep olan birçok durum olsa da; bu birçok durumu meydana getiren ya da yapılmasını talep eden yine biz insanlarız. Yaşadığımız gezegenimizi yani evimizi çöplüğe sürüklüyor ve bunun ne kadar tehlikeli olduğunu görmüyoruz.

  Tercih ettiğimiz yiyecekler, satın aldığımız kıyafetler, kullandığımız ulaşım araçları ve aklımıza gelebilecek her şeyin sonucunda sera etkisine sebep olduğumuzu biliyor musunuz? Sera etkisi birtakım sera gazlarının yani; karbondioksit, metan ve diazot monoksitin yerkürenin üzerinde oluşturmuş olduğu kalın tabakadır. Bu tabaka atmosfer etkisi göstererek küresel çapta bir ısınmaya neden olmaktadır. Küresel ısınma akıbetinde de iklim değişiklikleri meydana gelmekte ve son yıllarda bu vaziyet hızlanarak iklim krizine dönüşmektedir.

Sera gazlarına sebep olan bazı durumlar;

  Dünya üzerinde en çok sera etkisine vesile olan sektör; “hayvancılık” sektörüdür. Hayvanları üretim bandında yaşatmamızın korkunçluğunun yanı sıra onları kontrolsüzce üreterek ve besleyerek çok fazla metan gazı salınımına sebebiyet veriyoruz. Bu konuda bilim insanları et üretiminde kullanılan toprakları doğal bitki örtüleri için büyük oranda eski haline getirmenin, atmosferdeki karbondioksiti ortadan kaldırma adına “en iyi seçenek” olduğu ve bu işlemin bir an önce başlaması gerektiği konusunda bizleri uyarmış olsa da ülkemiz açısından bir adım atılmamaktadır.

  Sera etkisinde en kirli ikinci sektör ise “moda” sektörüdür. Tüketim çılgınlığına sebep olan bu ürünlerin üretilmesinde kullanılan ham madde ve daha sonrasında tüketiciye ulaştırılması çok büyük ölçüde; su kirliliğine ve israfına, metan gazı salınımına ve kimyasal atıklara sebep olmaktadır.

  Yukarıda açıklanan endüstriyel hayvancılık kadar bizi zehirleyen diğer durum ise; endüstriyel “tarımdır”. Tarımda kullanılan ilaçlar ve sentetik gübreler ile açığa çıkan diazot monoksit de sera etkisine neden olan tehlikeli gazlardan biridir.

  Tüm bu sektörlerin ve biz insanların kontrolsüzce açığa çıkarmış olduğu çöpler de oksijensiz ortamda çürüme gerçekleştirerek metan gazı salımı yapmaktadır. Son yıllarda ülke olarak kendi çıkarmış olduğumuz çöplerin önüne geçmek yerine bir de başka ülkelerin çöplerini satın alarak ve bunları filtresiz bir şekilde yakarak iklim krizine iyiden iyiye davetiye çıkarmış bulunmaktayız.

  Üreticiler ve sektörler arz talep üzerine çalışmakta ve biz tüketiciler ne tercih ediyorsak onun üzerine yoğunlaşmaktadırlar. Arz talep ilişkisinde bizim “O halde üretmesinler.” dememiz bir anlam ifade etmemekte ve “Küresel Adaptasyon Komisyonu” asıl ihtiyaç duyulanın insanların uykularından uyanmaları gerektiği gerçeğini vurgulamaktadır. Birey olarak yaptığımız her tercihin olumlu ya da olumsuz bir sonucu olduğunu unutmamalıyız.

Peki bu durumların önüne geçilmediği takdirde bizi neler bekliyor?

  Sera etkisinin sebep olduğu küresel ısınma ile gerçekleşecek 1 derecelik artış; kasırgalara, orman yangınlarına, sel felaketlerine ve sıcak hava dalgaları gibi doğal felaketleri meydana getirecek ve çok kısa bir süre içerisinde gezegenimiz canlıların yaşamı için uygun olmayacaktır. Ülkemizde son aylarda küresel ısınma sonucu su buharının artması kaynaklı sel felaketleri; iklim krizi kaynaklı başlamasa dahi durdurulamaması iklim krizi kaynaklı olan orman yangınları ve küresel ısınma sebebi ile su sıcaklığının yükselmesi; sanayi, endüstri ve evsel atık sularının arıtılmadan doğrudan denize bırakılması kaynaklı müsilaj gibi neden olduğumuz iklim krizinin sonuçlarını görmekte ve neticede toplu hayvan ölümleri ile birlikte biyoçeşitliliğin yok olmasına da tanıklık etmekteyiz.

  Vaziyet kontrol altına alınmadığı ve gereken yapılmadığı müddetçe 10 yıl gibi kısa zaman içerisinde çok daha korkunç doğa olayları ile ekosistemde dengesizlikler oluşacak ve insan dahil tüm canlı türlerin nesilleri tükenmeye başlayacaktır.

  Bu süreç içerisinde; ekolojik dengenin bozulması ile okyanus sıcaklığının yükselmesi, besin yetersizliği, gıda üretiminin azalması, kuraklık ve açlık gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ülkemizden örnek vermek gerekirse; buzulların erimesi, deniz seviyesini yükseltmektedir ve bu durum değişmezse neticede iç denizlerin yükselmesi ile İstanbul’un önemli bir kısmı sular altında kalacaktır. Diğer bir taraftan Konya gibi şehirlerimiz ise kuraklaşmakta ve yakında “Konya Çölü” diyeceğimiz değişikliklere sürüklenmektedir.

    Gıda ve su bolluğumuz da devam etmemekte ve sularımız kirlenmekte, toprağımız zehirlenmektedir. Kişi başına düşen gıda ve su miktarı azalmaktadır. Bu iklim krizinin bir sonucudur ve bir şeyler yapılmadığı takdirde bu 10 yıl içerisinde gıda ve su için savaşmamız gerekecektir. Öncelikli olarak buna ulaşması zor olan yoksul kesim ile başlayan ve en son zengin kesime vuracak olan  ölümler kaçınılmazdır.

Tüm bu krizin nedenlerinin ve sonuçlarının önüne geçmek için ne yapmalıyız?

  Daha önce bahsettiğim gibi arz talep ilişkisi burada en önemli noktada ve insanların taleplerini değiştirmesi için bilinçlenmesi ve bu farkındalığa erişmesi gerekmektedir. Bu durumda üst yöneticilerin; okullarda, televizyonda ve internet ortamında bu farkındalığı tüm insanlığa yayması ahlaki bir sorumluluktur.

  Yöneticilerden istenen taleplerin dışında bireysel olarak vereceğimiz çabalar verimli sonuçların doğmasını sağlayacaktır. Et tüketimini azaltmak, yerli ve organik tarıma yönelmek, ihtiyacımızdan fazlasını almamak, yeşil enerji üreticilerine yönelmek ve çöpümüzü azaltmak gibi doğa ve kendimiz için küçük tercihler yaparak geleceğimizi yeşillendirebiliriz.

  Biz, iklim krizine karşı iklim adaleti istiyoruz! Bu yolda bireysel çabalarımızı küçümsemeden değişime kendimizden başlamalıyız, farkındalığımızı çevremizle paylaşmalı düzenli olarak tüketicisi olduğumuz üreticilerden değişimi talep etmeliyiz. Bu şekilde geçmişimizi iyileştirerek hak ettiğimiz geleceği tüm gezegene kazandırabiliriz. Unutmayın ki her şey bizim elimizde.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram
Sosyal Medya Yöneticisi
Web Koordinatörü
Sosyal Medya Yöneticisi
Web Koordinatörü

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Sosyal Medya Yöneticisi
Web Koordinatörü

Yazar

Grafiker