Kalispera

Akdeniz’in sonsuz maviliklere paralel sahil yolunda ilerleyen herkesin kapıldığı bir rüzgâr vardır. Bazen daha hızlı gitmemizi bazen yavaşlayıp keyfini çıkarmamızı ister bizden. Belki de biz ondan bir şeyler isteriz. Yolculuğun sunacakları yola neden çıktığımıza bağlı değil midir zaten? Neden çıkar insan yola? Görmek için mi yeni sokakları, evleri, insanları; Denizlerin tuzunu teninde hissetmek, güneşle kavrulmak, yağmurla çiçek açmak için mi? Başka bir yüze bakmak, sesi duymak, yeni bir lezzet tatmak için mi? Belki hepsi belki hiç biridir cevap ama her yolculuk bir şey katar benliğimize.

Rüzgâr eser de Kaş sahilinde alırsak soluğu ciğerlerimizi dolduran çam kokuları arasında şirin bir kasaba karşılar bizi. Akdeniz’in hırçın dağları arasında yokuş aşağıya yayılır Kaş. Gündüz kasabanın büyüsüne kapılır akşam olunca karşıyı izleriz. Işıklar çarpar gözümüze sanki göz kırpan ışıklar. O zaman anlarız ki bu kaşın bir de gözü var! Karşıdan tekneler gelir içinde birkaç parça kızıl toprak, iki de adam. Bir “İyi akşamlar!” bir de “Kalispera!” duyulur.

Tekne kıyıdan yavaşça ayrılırken hikayeler de ikiye ayrılacak sanar insan ancak sadece 2 kilometre uzaktaki Meis Adası bir kere göz olmuştur kaşa ikisi de birbiriyle var olabilir artık. Bir kıyıda yaşamak demek diğerinde yaşamak demektir artık. Bir kıyıda söylenen türkü diğer kıyıdaki sevgili için yazılmıştır, bir kıyıda kızaran domates diğerinde sofraya konur. Aynı su değer Arene ve Arzunun güneşten kavruk tenlerine. Hafta sonu gelince Kaş kıyısında beraber saçlarını yaptırır, Meisten gelen uzoyu yudumlarlar. Düşünceleri, duyguları, sözleri, hayatları erir aynı gün batımında. Ve aynı sözler tekrar duyulur; bir “İyi akşamlar!” bir de “ Kalispera!”.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker