Kübizm

“Resim bir temsil biçimidir! Yeni konular yeni araçlar gerektirir! Sınırlar üslubu belirler, yeni biçimlerin ortaya çıkmasına önayak olur, yaratıcılık dürtüsünü besler! Ressam biçim ve renk ile düşünür! Amaç, bir öyküyü yeniden oluşturmak değil; resimsel bir veri oluşturmaktır! Konu, resmi yapılan nesne değil; kullanılan aracın lirizmidir!” diyen Fransız ressam Georges Braque

ve

Kübizm, resmin sınırları ve sınırlamaları içinde kalmış ve bunun ötesine geçmeye asla yeltenmemiştir. Kübizmde desen, tasarım ve renk, bütün diğer ekollerde olduğu gibi aynı yaklaşımla ve ruhla algılanmış ve uygulanmıştır. “Biz biçime ve renge, elimizden geldiğince hak ettikleri önemi ayrı ayrı vermekteyiz; seçtiğimiz konular ise, yeni keşifler yapabilmenin neşesini, beklenmedik olanın hazzını yansıtmaktadır; ele aldığımız konunun kendisi genellikle bir ilgi kaynağıdır. Ama görmek isteyen zaten görebildikten sonra, ne yapmaya çalıştığımızın anlamı var mıdır?” diyen Pablo Picasso’nun öncülüğünde gelişen sanat akımı, Louis Vauxcelles’in yazdığı yazı sonucunda kübizm doğmuştur.

Betimlenecek bir şey varsa resmini yapmanın anlamı yoktur değil mi? Bu düşünceyle güçlenen akım çizgiye ve biçime odaklanarak yeni bir dil yaratmıştır. Yeni bir resimsel dil, farklı bir görme biçimi olan kübizm batı sanatının yüzlerce yıllık görsel dilini yerle bir ederek yıkmıştır. Pablo Picasso’nun “Avignonlu Kızlar” tablosuyla kendisini göstermeye başlarken güzel ve çirkin geleneksel akımına da ket vurarak akım kendi kuralını kendisi koymuştur.

Peki?

İzlenimciler, göreceli olduğu düşüncesi üzerinden konunun mutlak bir değer olduğu düşüncesini terk ederler; izlenimciler yapıtlarında gördüğümüz taklitçi öğelerin ötesine bir adım atamamıştır. İzlenimcilerden sonra Modern resim tarihinde Cezanne ve Manet’in yerini kübizm işgal ederek geçiş dönemi sanatçılarını da geride bırakacaktır. Ben geçmişin en yüce çağlarınkine eşdeğer bir bütüncül sanat kavramına yaklaştığımıza eminim diyen Fernand Leger ise hiç mi yanılmıyordu?

Fernand yanılıyordu veya yanılmıyordu sadece kübizm sanatta bir sanat dilinin modern bir ifadesi olmuştu biz bunu biliyorduk. Bu modern kavrayış, birkaç kişiyi etkisi altına alan gelip geçici bir soyutlama değildi, yeni kuşağın gereksinimine ve ihtiyacına, heveslerine yanıt veren bütüncül bir ifadeydi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker