Lord of the Rings

“Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları’na
Yedisi taştan saraylarında Cüce Hükümdarlar’a,
Dokuz Yüzük Ölümlü İnsanlar’a, ölecekler ne yazık
Bir Yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı’nda,
Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi’ne
Hepsine hükmedecek Bir Yüzük, hepsini o bulacak
Hepsini bir araya getirip karanlıkta birbirine bağlayacak
Gölgeler içindeki Mordor Diyarı’nda” (s.79)

Lord Of The Rings, J. R. R. Tolkien tarafından, Orta Dünya adlı evrende kurgulanıp hikayeleşen 3 ciltlik bir eserdir. Temel seri Yüzük Kardeşliği, İki Kule ve Kralın Dönüşü üçlemesi olarak ele alınsa da Silmarillion, Hobbit, Güç Yüzüklerine Dair, Peri Masalları Üzerine vs. gibi öncel ve ardıl kitapları da bulunmaktadır. Saygın bir Oxford profesörü olan J. R. R. Tolkien hayatta iken eserleri derlenip basılsa da, kitapların asıl şöhret ve ilgi noktası 20. Yüzyılın kapanışına doğru yer almakta olup bu büyük ilgi Hollywood’un dikkatini çekmekte gecikmemiştir.
Bu serinin sinemaya uyarlanması 2001 yılında, Yönetmen Peter Jackson tarafından yapılarak, tıpkı kitaplar gibi 3 bölümden oluşmuş ve kitaplarla aynı adı taşımıştır. Uyarlama 21. Yüzyıl sinemasında büyük ses getirerek, romanlar gibi kendi alanının klasikleri arasına karışmış; Tüm bunlarla beraber Lord Of The Rings, ana akım edebiyatın gündemine oturmuş, romanları, öncül ve ardıl eserleri, felsefesi, filmi, film müziği, türev ürünleri ile unutulmaz hale gelmiştir. Büyük bütçeli, pahalı ve iddialı prodüksiyonlarla kameraya aktarılan roman, olağanüstü ticari başarılara ulaşarak Hollywood piyasasında büyük çaplı bir endüstriyel sinema ürünü ortaya koyan yönetmeni Peter Jackson’dan sözünü ettirmiştir.
Kurgu temelde, evrenin yaratılışındaki yüzükleri baz almakta olup devamında gelen güç yarışı, savaşlar ve sıradan bir Hobbit’in sorumluluğunda olan büyük görevi, marjinal fantezilerle örülü olaylar zincirinde, Orta Dünya’nın gizemli ormanlarının içerisinde saklı büyüleri ve masalsı atmosferinde gerçekleşmektedir.
Yüzüklerin Efendisi’nin konusunu oluşturan “Yüzük” içerisinde derin metaforlar barındırarak, günümüzdeki güç ve iktidar hırsına göndermeler yapar. Serinin iki dünya savaşı arasında yazılmış olması ve yazarın Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşadığı acılara, gözlemlere ve duygulara bağlı olarak eserde yer alan ırklar, mekanlar, olaylar, karakterler dahi, aslında çok da fantastik olmayan modern dünyanın yansıması rolüne bürünür; Orta Dünya’nın kadim halkları, Sauron egemenliğindeki otoriteye yapmış olduğu başkaldırı ile, aydınlanma, reform gibi kavramlara doğrudan işaret eder. Gandalf’ın herkesin yardımına koşması, umudu tazelemesi, şeytani güç olan Balrog’u katletmesi, başına gelen olaylardan sonra yeniden dirilmesi hikayedeki İsa metaforunu, Elfler iyilik, Hobbitler saflık, Frodo irade, Yüzük Kardeşliği dayanışma, Yüzük ise güç simgesini oluşturur.

Eserin sunduğu fizyolojik yaşam bilgisi, ırkların yaşam biçimini ve dolayısıyla mimariyi birinci dereceden etkilemektedir. Tolkien’in kurgulamış olduğu ve devamında Peter Jackson’ın sinema perdelerine yansıttığı mekansal ögeler, belli ırkların özelliklerini tasvir etmek; onların yaşam felsefelerini belirlemek için ustaca kullanılmaktadır. Kötü ruhlu Orclar yeraltı ve maden gibi karanlığın hüküm sürdüğü topraklarda, rafine ırk olan Elfler “Ayrık Vadi” gibi olağanüstü estetik ve masalsı mekanlarda, mutlu ve sakin yaşamlarıyla tasvir edilen Hobbitler küçük, yeşil köylerinde işlenmektedir. Kurgusal yapıtlarda kötücül ruhlar ve kötü adamların bulunduğu mekanlar çoğunlukla sivriliklerle betimlenmekte olup, sivri ve kemerli burunlar, uzun ve keskin kuleler, dik ve sınırlayıcı mekanlar ile bu eserin parçalarından birini oluşturmaktadır. Saraylar, anıtlar, şehir uygarlıkları, kaleler ve tapınakları ile insan ırkının yerleşik biçimde yaşadığı iç ve dış mekanlarda, Batı uygarlığının temeli olan Roma mimarisinin etkileri ışıldamakta olup Cücelerin yerleşim merkezlerinde yer alan soğuk taş duvarlar, devasa uzunluktaki kolonlar Cücelere felsefik bir gönderme yaparak, yaşam sunulan mekanlar doğrudan yaşayan ırkların kimliklerine bürünmektedir.
Orta Dünya başlı başına birçok fantastik kurgu eserlerin temelini oluşturmakta olup, yaratılan büyülü ve masalsı estetiği, fısıldayan ormanları, haberci gökyüzü, mitoloji etkisindeki birçok fantastik yaratığı, benzersiz olay örgüsü ve kurguları sayesinde uykusuz bir rüyaya ev sahipliği yapmaktadır.

Kıymetlimizzz… Biz? Kimiz biz? Konuşan Smeagol mu Gollum mu? Kafamın içinde fısıltılarla kavga eden iki ses, belki üç ya da dört. Kimdim ben? Unuttum, unutturuldum. Hepsinin sorumlusu o lanet yüzük! Kıymetlim, kıymetlimiz. Tekrar benim olmalı. Hayır o Efendi Frodo’nun! İç seslerim kavga halindeyken onları susturamazdım, o yüzden sadece kulak asmayı bırakıp yola çevirdim gözlerimi. Güneş tekrardan yerini almak üzereyken Orta Dünya’nın derin ormanlarından gelen sesler. Bütün ağaçlar birbirleriyle fısıldaşıyor, anlaşılmaz bir lisanda haberleri ve planları birbirlerine aktarıyor gibiydiler. Zaman azalırken, ulaşacağımız yere doğru ilerliyor bedenim. Sahi, hangi yolda kaybettim ruhumu? Orta Dünya’nın hangi derinliklerine attım Smeagol’u. Yine de onu gördüğümde gözlerim parlıyor, nefesim kesiliyor, içi boş arzularım onun için yanıp tutuşuyordu, yüzük için.
Sonsuza kadar sürecek mi bu içimizdeki yüzük sevdası, ya da çıkar mı küçük bir Hobbit yemyeşil vadinin içerisinden? Yok eder mi ki Sauron egemenliğindeki karanlık diyarları? Kim bilir…
Kaynakça:
J.R.R. Tolkien, Yüzüklerin Efendisi- Yüzük Kardeşliği, Metis Yayınları, 2001

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker