Mata Hari

Üç farklı kişilik, üç farklı isim ve yanlış bir devirde yaşamış bir kadın. Margaretha Zelle mi, Mata Hari mi, Ajan H 21 mi? Çok sıradan bir gecede, bir yıldız kayıyor ve dilek tutmana izin verilmiyor gibi. İşte o kadın o an kim olduğunu anladı. İçindeki Mata Hari’yi gökteki karanlıkta parlattı. Aşk, özgürlük ve dans uğruna; celladına giderken bile karakterine özgü giyinerek, kendinden emin duruşunu, delici bakışlarıyla tamamlayarak ve sadece “Ben masumum.” diyerek cesur bir casus gibi
ölümünü kabullendi.

Hayatını, kuralları ve insanları
umursamadan, sadece kendi mutluluğu için sürdürmek istedi.Aşkı takip etmedi ama daha kötüsünü yaptı, onunla bir oyun kurdu. Aşk kimseye itaat
etmiyordu, bunun için çabalayanları ise acımasızca ortada bırakıyordu. Fakat o bunun farkında değildi.
Cinsellikle aşkı asla bağdaştıramamıştı. Bedenini ve kıvrımlarını sadece dans ederken kullanıyor, kendini evrene ve ritimlere teslim ediyordu. Sahne onun özgürlüğünü en güzel şekilde
sergileyebildiği yerdi. Sahnedeyken çevresinde olup bitenlerle ilgilenmiyor ama bir yandan da ilgi çekmek ve
beğenilmek istiyordu. Başardı da,
dönemindeki en itibarlı erkekler onun peşindeydi ama hiçbiri gerçek aşk
değildi. Mata Hari’de oyununu buna göre kurdu. Oyunun sonunda da idama mahkûm edildi. Suçu; kadın olmaktı,
kadınlığını kullanarak başarılı olmaktı, geleneklere başkaldırmaktı,
özgürlüğünün peşinden koşmaktı. O artık “özgür ve cesur kadın” dı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram