Norma

Cetveller, gönyeler, pergeller… Çizgilerin düzlüğü, açıların
ölçüleri, dairenin muazzamlığı… Neyi temsil eder pürüzsüz çizgiler? Neyi temsil edebilir dikliği kontrol eden bir gönye?

Yıllar önce marangozluk toplumun belki en önemli mesleğiyken; köklü bir dil olan Latince’de marangozların kullandığı gönye de o kadar önemliydi ki, ona özel bir ad vermişlerdi : “Norma”. O zamanlar kenarları yamuk ağaçları hizaya getiren norma, nasıl tüm insanlığı hizaya getirdi?

Norma kelimesi Fransızlara adı norme, anlamı ise açılmamak üzere kapanan demir bir kafes olarak uyarlandı. Norme kural, standart, ölçü anlamına gelen bir kelime haline geldi.

Latinceden doğan norma, Fransızcada norme olarak kurallar koydu,Türkçede ise “norm”lara evrildi. Kurallara uyma, standart olma, ölçülü durma… Sivri olanı törpüleme, rengi renksizleştirme, farklı olanı fark etmeden yok etme.. Tıpkı birbirinden farklı ağaçların marangoz tarafından ‘kalıplara sokularak’ aynı sandalye olması gibi. Tıpkı toplumda farklı düşüncelerde olan bizlerin eğreti durması gibi.

Bizler olduğumuzla, olmadığımızla; aykırılığımız, ayrıksılığımız,
ayrıntılarımızla var olanız.
Ne mutlu vernikli sandalye olmayana, ne mutlu görkemli dallarıyla kalana.
Ne mutlu hiçbir cetvelin düzeltemeyeceği eğri çizgilere sahip olana!

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker