Peyami Safa

Türk tarihinin en büyük yazarlarından biri olarak anılan Peyami Safa, 1899 yılında doğmuş ve henüz iki yaşındayken şair olan babasını kaybetmiştir. Babasının ölümünden sonra abisi ve annesi ile zorlu şartlar altında yaşamını devam ettirmeye çalışmıştır. İlkokula başladıktan hemen sonra kemik veremine yakalanmıştır. Bu durum Peyami Safa’da fiziksel olarak deprem etkisi yaratırken ruhen moloz kalıntılarını bırakmıştır. Yazar, en çok beğenilen eseri olan 9. Hariciye Koğuşu’nu kendi hastalığı üzerine henüz on beş yaşındayken hatıra defteri şeklinde kaleme almaya başlamıştır. Peyami Safa liseye başladığı dönemde Hasan Ali Yücel, Ekrem Hakkı Ayverdi, Yusuf Ziya Ortaç ve Elif Naci gibi isimlerle arkadaşlık kurmuş ve onlarla ilk edebi tartışmalarını yapmaya başlamıştır. Onun için edebiyat tutkusu öyle bir ateştir ki içini kavuran sıcaklık kağıt-kalemi eline alıp yazmaya başlamasına vesile olmuştur. “İnsan ya geleneklere karşı koyup açık ve cesur yaşamalı yahut da, inandığı bazı kıymetler varsa, onlar için fedakârlık yapmalı”. Sağlık sorunları ve parasızlık yüzünden bir süre sonra okulu bırakarak iş hayatına atılmak zorunda kalmıştır. Bu dönemde kendi çabasıyla Fransızca öğrenmiş ve yaşıtlarına nazaran daha donanımlı bir insan haline gelmiştir. Öğrendiği Fransızca sayesinde batıda yayınlanan eserleri okuma ve yorumlama imkânı bulmuştur.

Aile geçmişinden ve arkadaş çevresinden oluşan edebiyat aurası onu her zaman etkisi altına almıştır. Bu sebepten ötürü nerede çalışırsa çalışsın her zaman okumak ve yazmak istemiştir. Bir süre sonra abisi İlhami Safa ile birlikte çıkardıkları gazetede yayınladığı öyküler sayesinde adını duyurmayı başarmıştır. 

Geçim sıkıntısından belini doğrultamadığı yirmili yaşlarında edebi değerinin olmadığını düşündüğü polisi ve aşk hikayeleri yazmaya başlamıştır. Yazar, Server Bedi adı altında yazdığı Cingöz Recai gibi kitaplar yayımlamıştır. 

Küçük yaşta başladığı edebi tutumunu ölümüne dek sürdürmüştür. Çoğunlukla milliyetçi ve muhafazakar bir bakış açısıyla yazılarını kaleme almıştır. 

Oğlunun ölümünden birkaç ay sonra 1961’de bir arkadaşının evinde yüksek tansiyon sonrası beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmiştir. “Ölüm bir eve girince, sağ kalanları da biraz öldürüyor.”

Kaynakça:

Peyami Safa, Yalnızız, Ötüken, 2000 

Peyami Safa, Bir Akşamdı, Kör Baykuş Yayınevi, 2018

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker