Sahne ve Müzik: Opera

Opera, ana yurdu İtalya olan ve Rönesans’ın başlıca merkezlerinden Floransa’da gün yüzüne çıkan müzikli bir sahne sanatıdır. İçerisinde sahne, müzik ve şiirin bulunduğu böylesine komplike bir sanatın nasıl oluştuğu konusuna gelirsek Floransa’da bulunan bazı müzik insanı ve şairlerin bir araya gelerek Eski Yunan oyunlarına benzer oyunlar yazmak istemelerinden mütevellit ortaya çıktığı düşünülmektedir. Günümüzde birçoğumuzun uzak olduğu bir sanat dalı olarak görünse de sahneyi, şiiri ve  müziği harmanlayan kapsamlı bir sanat dalı olarak sanat dünyasında önemli bir yer tutmaktadır. Ancak operaya sadece müzik ve tiyatronun birleşimi demek de yanlış olacaktır. Çünkü opera içerisinde ayrıca edebiyatı, plastik sanatları ve dekorlarıyla birlikte mimarlığı da bulunduran geniş kapsamlı bir sanat türüdür.

Bir müzik topluluğunun eşliğinde sunulan eserin yazılı metnine “libretto” denmektedir. Operada oyun süresinin çoğunu sözlü bölümler oluşturur. Sözler konunun akışına göre belli başlı müzik türleri içinde gerçekleşir. Bu türlerden arya bir kişinin duygu ve düşüncelerini yansıtır. Kişi sayısına göre müzik türü çeşitlilik gösterir. Koro ise halkın sesi görevini üstlenir. Operada konu ise genellikle mitoloji, tarih ya da efsane içeriklidir. Diğer sahne sanatlarıyla karşılaştırıldığında günümüzden çok da eskilere dayanmamakla birlikte 14. yüzyılda tam anlamıyla olgunlaşarak bilinen opera halini almıştır. Bunun devamında özellikle 16. ve 17. yüzyılda oldukça önemli eserler sahnelenmiştir. Bu yüzyıllarda özellikle Claudio Monteverdi’nin 1607’de bestelediği L’orfeo’ adlı eseri operanın ilk gelişim hareketi olarak kabul edilmektedir. Bu eserde Monteverdi, orkestrayı birinci plana almış ve ses türlerini zenginleştirmiştir. Yine aynı dönemlerde operanın Avrupa’ya yayılmaya başlaması ve burjuva kesiminin opera istemesi de operanın gelişmesine katkı sağlamıştır. Günümüze yaklaştıkça operanın daha da farklı bir boyut kazandığı olumlu ya da olumsuz gibi bir yargıya varmamakla birlikte opera, içerisine caz ve romantizmin dahi katıldığı bir sanat dalına dönüşmüştür. Kısacası opera özellikle 20. yüzyılda büyük değişimler yaşamış ve varyasyonlar kazanmıştır. Yine bu varyasyonlardan birisi olarak tanımlanabilecek ve kısa opera anlamındaki operet ise operaya göre konu, müzik ve orkestra bakımından daha hafif olan bir dal olarak evrilmiştir. Bu evrilme 19. yüzyılda yaşanan toplumsal değişimlerin getirdiği sanatsal değişimler sonucu ortaya çıkmıştır.

Sonuç olarak opera kendi başına bir tür olmanın yanında içerisinde birçok dalı barındırmasıyla da oldukça başarılı ve kayda değer bir tür olarak karşımıza çıkmaktadır. Umarım bir gün hepimiz operanın değerini ve güzelliğini kavrama şansını yakalarız.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker