Şamanın Ruhu

Şamanın Ruhu kitabı, yazar Ayasya’dan okuduğum ilk kitaptır. 251 sayfalık, din felsefesi, sosyoloji, antropoloji ve mitoloji türlerini barındıran bir kitaptır. Eğer bu konulardan herhangi birine ilginiz var ise sizler için bu kitap son derece açıklayıcı olacaktır. Hangi açıdan okuyacağınız size kalmıştır. Benim tavsiyeme kulak verecek olursanız kesinlikle din felsefesi türünü baz alarak okumalısınız. Çünkü Şamanizm inancını en basit dille ve insanı yormayan bir anlatımla yazdığını düşünüyorum. Ayasya, kitabın önsözünde yazarken en çok zorlandığı kitabın bu olduğunu söylüyor. Bunun sebebini ise kendi inancını doğru bir şekilde, hurafelerden arındırılmış şekilde ele almaya çalışmasıdır. 

Kitabın bizlere sunduklarına gelecek olursak, az önde de dediğim gibi son derece basit bir dili vardır ve öz Türkçe bolca kullanılmıştır. Şamanizm’in kendi içindeki inanç biçimleri teker teker örneklerle ve alkışlarla birlikte anlatılmıştır. Okurken bu inanç biçimlerinden en çok ilgimi çeken Sür inancı olmuştu.  Bir insanın nasıl şaman olduğunu bunun soydan mı yoksa bir şamanın ruhu tarafından mı seçildiğini, bu seçilen kişinin kamlanmasını ve kabul törenlerinin nasıl yapıldığını anlatmıştır. Şaman olarak seçilmiş kişilerin bunların haricinde herhangi bir hayvan soyundan da gelebildiğini ve birçok hayvan tözünün varolduğunu bunların; kurt, ayı, geyik ve kartal tözlerinden geldiğini aktarmıştır. Bunların yanı sıra orta dünya, yer-su alemi, erlik alemi ve alt dünya hakkında tüm açıklamalar da yer almaktadır. Ülgen ve onun soyundan gelenlerin görevlerini, insanlara olan yardımlarını ve efsaneleştirilmiş hikayelerin gerçekliklerini bizlere sunmuştur. 

Burada yer alan konulardan birine ilginiz var ise bu kitap size çok güzel bir yol göstericisi olacaktır. Tüm kulaktan kulağa yayılmış hurafelerin sonu niteliğinde olan bir kitaptır. Özellikle Türk toplumlarının İslam veya diğer dinlere geçmelerinden önceki inanış biçimlerinin ve halen bunlara inanan insanlarla empati kurmak için faydalıdır. 

ALINTILAR: 

“Bu nedenle insan yaratıcı güç olarak önce toprağı bildi. Toprakla var olan ruhu ve ritmi anlama, onda yaşama ve ibadet ederek onu yüceltme yolunu seçti. Sonra bir adım daha attı ve kadınla toprağı özdeştirdi. Çünkü toprak, içine konulan tohumu yeşerttiği gibi kadında kendi bedeninde büyütüp beslediği hayatı zamanı geldiğinde dünyaya, dolayısıyla da insanlara sunuyordu. Bu nedenle kadının kutsiyeti binlerce yıl sürdü.” (s. 17)

“Mağaralara kutsiyet atfederek onları yaratıcı tanrıçanın ‘’rahmi’’ olarak kabul edip yüceltme kültü Kybele inancıyla birlikte gelişmiştir. Mağaraların içinde Kybele/Venüs heykelciklerinin bulunmasının nedeni de budur. Hamile olan kadınlar tanrıçanın kendilerini koruması için onun heykelciğini yapar, onun rahmi olduğu düşünülen mağaraya girer ve doğum boyunca kendilerini koruduğuna inanırlar.” (s. 108) 

“Varlık her zaman artı ve eksi kutupludur. Hiçbir zaman mutlak iyi veya mutlak kötü değildir. İyilik ile kötülük aynı bedende bir aradadır ve ikisi birbirini dengelediği sürece akıl ve ruh da denge halindedir. Zıtlıklar her zaman ayrı ve birbirini takip eden unsurlar değildir. Tek bir beden içinde de bu zıtlıklar vardır.” (s. 110)

Eğer din içine yayıldığı toplumun kültürel hiçbir öğretisini kabul etmeden yayılıyorsa o zaman orada ‘’zorbalıktan’’ başka bir şey yok demektir. (s.139) 

Kaynakça

Ayasya, Şamanın Ruhu, Vaveyla Yayıncılık, 2. Baskı, Ağustos 2020 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker