Suya Bakmak

Berrak bir suyun içine bakmak, rüya görmeye benzer. Görüntüler başka bir boyuttan bize ulaşır gibi hissederiz. Duyularımız salt gerçeklikten uzaklaşarak o boyutu yorumlamaya başlar ancak algıladıklarımız yansımalardan ibarettir. Peki ya suyun altındaki, başlı başına bir yerleşim yeri ise hem de yalnızca 20 yıl önce suya gömüldüyse? O zaman da gördüklerimizi gerçeklikten uzak ve farklı boyuttan kabul edebilir miyiz? 

2000 yılında Birecik Barajı’nın tamamlanmasıyla Fırat Nehri’nin bazı kollarında yükselmeler neticesiyle Urfa’nın Halfeti İlçesi’nin büyük bir kısmı suya teslim oldu. Bugün batık kent olarak bilinen Halfeti bir rüyadan farksız. 20 yıl önce hayatın keyifle aktığı bu kentin her parçası, şimdileri yansımalarından ibaret. Sürekli değişen akışkan yansımalardan… Seyrine doyulmaz bir sahil kasabası havası esiyor Halfeti’de ancak asıl hikaye aşağıda keşfedilmeyi bekliyor. 

Halfeti denilince ikonlaşmış, yarısı suya gömülmüş cami minaresi; geçmişle şimdiyi, gerçekle yansımayı birbirine bağlamak istercesine yükseliyor. Aşağıda ise geleneksel tarzda yapılmış birçok ev, taş sokak, meydan, verimli toprak mevcut. Kentin yerlileri, anılarını da Fırat’a bırakıp gitmek zorunda kalmışlar. Yeni yerleşkeleri pek yakınlarında olmasına rağmen eski sokaklarında yürüyemeyecek Halfetililer için suyun altı, üstünden daha gerçek olsa gerek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker