Tomris ve Umay

OTUZLARIN KADINI, SOKAKLAR UYUDU ARTIK ÖPÜŞEBİLİRİZ 

Kadınlar, kadınlarımız her şeyleriyle toplumda ve dünyada zor yer edinenlerimiz. Bu yersizliğin parçası olmaktan gurur duyuyorum. Herkese, her şeye inat. Hele ki yaratan, üreten kadınlar olmak, doğum harici doğumun kendisi olmak. Alan taraf olmak. Bu yaratılış için teşekkürler tanrım. Tüm kadınlar adınadır bu teşekkürüm.

Otuzların Kadını kitabını iki kez kendim için önemli şeyler yaptığım dönemlerde okudum ve tekrar tekrar okumaya da devam edeceğim. Her okuduğumda farklı sayfalarda, cümlelerde kaybolduğumu hissettim. Kadınlar için bir kılavuz niteliğinde olduğunu düşünüyorum ama bununla birlikte erkeklerin daha çok kadın yazarları okuması gerektiğini ısrarla tavsiye ediyorum. Çünkü toplumda kadının nelerle boğuştuğunu bir kadının kaleminden çıkanları okuyarak daha iyi anlayabilirler. Bu kitap 100 sayfalık, kısacık bir öykü kitabı gibi gözükse de çok derin ve ağırdır. Öyküler birbirlerini teğet geçmektedir, okurken bazen kocaman bir bütünken bazen ise çok farklı iki kutup gibi geliyor insana. Öykülerde yer alan dönemsel yaklaşımların gerçekten çok yerinde işlendiğini düşünüyorum. Kronolojik bir çizelge gibi düşünürsek, kadınlar yaşadıkları her dönemde bir savaşın içindeydiler. Bu savaş; eşlerine, ailelerine, siyasi baskılara, kıyafetlerine, çocuk doğurma haklarına ve birçok duruma karışanlara karşı oluştur. Ne yazık ki günümüzde bu sorunlar devam etmektedir ama kitapta yer alan “Otuzların Kadını” her şeye o kadar güzel kılıf uyduruyor ki hep bir kaçar yol buluyor:  giyimiyle, konuşmasıyla, tavırlarıyla. Bunlar öyküler boyunca farklılıklar gösteriyor. Ama hangi döneme gidecek ya da hangi yaştan bakacak olursak olalım sorunlar, acılar, korkular hep birbirine benziyor. Öykülerin arasında Tomris’in yer alması da içten bir yaklaşım. Yazarların yazdıkları yazılara kendilerini eklemeleri beni her zaman içten içe ısıtıyor. Her kadının da bir kez otuzlarına varacağını düşünürsek. Nice otuzlarımıza ve otuzlarına erişemeyen anneme…

ALINTILAR: 

“Belki de yazma eylemi, şu ufak tefek insan bedeninin koskoca bir dünyaya açılmasını sağlıyordur. Duşun altında kollarımı iki yana açtım.” (14. Syf)

“Geçmişi silinmiş birini anlamak zorundayım. Yeni çaresizliğim ondan.” (16. Syf)

“Yeni Dünya’daki adalet sistemi; Ceza Kanunu’nu faşist İtalya’dan, Medeni Kanunu’nu İsviçre’den alan ülkesinin ‘’tenakuz’’ dolu sistemini nasıl etkileyecekti acaba?” (55. Syf)

“Eski şeylerin hepsine veda etmek istiyorum. Ben de Perulu dev gibi güney denizlerinin ormanları içine kendimi gömmek, istediğim gibi yaşamak istediğim gibi sevişmek, istediğim gibi şarkı söyleyip yok olmak istiyorum.” (64. Syf)

“Yine de yaşıtlarına oranla daha içten. Hele yazarından kendisine yaşayabileceği bir çağ, girebileceği bir kılık, yalanlarına uydurabileceği bir kılıf, cinsel özgürlüğünü sonradan pişman olmayacak kadar doludizgin yaşayacağı sırılsıklam bir aşk biçmesini istediği bölümlerde, tam bir otuzların insanı.”  (95.Syf) 

SOKAKLAR UYUDU ARTIK ÖPÜŞEBİLİRİZ (UMAY UMAY): Şiir okumanın ruhlarımızı doyurmanın en kolay ve en keyifli yöntemi olduğunu düşünürüm. Her zaman masamın üzerinde bir şiir kitabı bulunur, gözüm oraya gitsin ki bir şiir okuyup ruhumun yerinde olup olmadığını kontrol edebileyim. Özellikle Türk şairlerimizin şiirlerini okumak beni keyiflendiriyor. Çünkü aynı dilin, kültürün ve geçmişin parçası olmanın verdiği sıcaklıkla hislerin daha derin aktarıldığını düşünüyorum. Sizlerin de bu hislerin bir parçası olmanızı istediğim için bu şiir kitabı hakkında yazıyorum.

Bu şiir kitabı hiçbir kurala sahip olmadan en içten hislerle yazılmıştır. Umay Umay’ın anlatım tarzındaki kargaşayı, özgürlüğünü, kadınlığını, nefretini, sorgulamalarını, tüm sevişmelerini hayran kalarak okudum. Bu kitaptaki şiirlerinde en çok dikkatimi çeken şey sıkça “sessizlik” kelimesine yer vermesidir. Çünkü günümüzde insanlar sessizlik nedir bilmiyor her zaman bir heyecan, kargaşa var hayatlarımızda. Gün içerisinde ne zaman sessiz bir ortamda kalarak kendimizi düşünüyoruz ki? Umay için bu şiir kitabında yer alan sessizlik hissi keyifli ve huzur veren bir his değildir ama kendisiyle verdiği büyük savaşlardandır. Şiirlerine derinlemesine inmek istemiyorum kısaca yazabileceklerim bunlardır. Aynı zamanda Umay Umay’ın kitapları eşcinsellere adanmıştır, bu konuda onu her zaman takdir edeceğim. Aşkın ve sevginin bedenden çok öte olduğunu her zaman çekinmeden savunmuş yazarlarımızdandır. Aşk aşktır dostlar. Ruhunuzun varlığını hatırlamak için okuyabileceğiniz en anlaşılır şiir kitaplarından bir olan bu kitabı tavsiye ettiğim için çok mutluyum. Ne demişler, şiir okuyan insandan hiç zarar gelir mi? 

ALINTILAR: 

“O ve ben. Bir kez daha yaşamak için…, uzun değil ama!!,

Bir kez daha sevişebilmek için, bir kez daha karın ortasında kalabilmek için sessizlikle arkadaş oluruz.

Dünyanın bir hücre olduğunu unutmak için inşaa ettiğimiz hücrede sessizlik perdeler kadar kirlidir oysa.

Hiç hikâye yaşayamaz. Şiir de okuyamaz. Sessizlik elma yiyemez.” (7. Syf)

“Aydınlıkta ve kendimsiz uyumam mümkün mü..

Yani solumu döndüğümde pazartesiyse ve yatağın altından hiç ses gelmiyorsa.

Kimse cebinden bir şiir düşürmemişse…

Bükülmüş, kızgın dudaklarınla bana yardım edemiyorsun. 

Bense beni burada öldürmek istiyorum. Müzik karıştırıyor kafamı.” (15. Syf)

Şarkı tavsiyesidir: Umay Umay      “Düşmedim Daha”

Kaynakça

Umay U. (2021). Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz, İthaki Yayınları, İstanbul

Uyar T. (2019). Otuzların Kadını, Yapı Kredi Yayınları

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker