Zehirsiz Sofralar

Hayatımızda ihtiyacımız olan mineral ve vitaminleri almak, bize şifa olması ve hastalıklardan koruması için tükettiğimiz tarım ürünlerinin içeriğinin aslında nasıl olduğunu biliyor musunuz? Yaklaşık 50 yıl önce domatesten günlük olarak almamız gereken besinleri alabiliyorken şimdilerde tüm bunlar yarıdan daha fazla bir değerde azalma göstermiştir. Aynı zamanda üretim şekilleri de hem bizi hem de dünyamızı zehirlemekte. Bunun sebebi ise; sağlığımızı ciddi derecede tehlikeye atan, toprağımızı kirleten ve verimsizleştiren tarım pestisitleri. 


Tarım pestisitleri nedir?
Tarımda böceklere, kuşlara, bakterilere ve yabancı otlar gibi farklı türlere karşı kullanılan kimyasal sentetik zehirlerdir. Bakterisitler, bakterilere karşı; insektisitler, böceklere karşı; akarasitler, uyuz böceklerine ve parazitlere karşı ve bunun gibi onlarca çeşiti olan bu pestisitler sadece tarım alanlarında bulunmazlar. Kent hayatımızda da çevremizde bulunan ağaçlara ve çimenlere bu zehir uygulanmaktadır.

Pestisitlerin zararları nelerdir?
Bu tarım pestisitleri sadece zararlı organizmaları yok etmezler. Bitkinin ve toprağın ihtiyacı olan mikroorganizmaları ve tozlaştırıcıları da yok ederek toprağın verimsizleşmesine, hatta ölmesine sebep olurlar. Normal şartlarda bitkinin ihtiyacı olan tüm şeyleri, iyi bakteriler; havadan, sudan ve topraktan alarak bitkiye iletirler. Bu bakteriler yok edildiğinde ise topraktan yeterli vitamin ve mineralleri alamayan bitki işe yaramaz hale gelmekte ve sonuç olarak da doğanın dengesi altüst olmaktadır.

Tarım zehirleri insan bedenine girdiğinde, bizim beslenmemizi sağlayan iyi bakterileri öldürerek zaten düşük miktarlarda olan bu değerleri almamızı da engellemektedir. Tarım zehirlerinin sonuçlarında en çok karşımıza çıkan hastalıklar; kısırlık ve üreme sorunlarıdır. Aynı şekilde solunum yolu hastalıklarının -astımın- ve kanser vakalarının da bu denli yükselmesinin en büyük sebeplerinden biri de bu zehirlerdir. Sentetik olarak elde edilen bu pestisitler vücudun organik kimyasını bozarak genel işleyişe kalıcı düzeyde zararlar verebilmektedir. Özellikle de tarım ile uğraşan insanlar eğer uzun süre pestisitlerin etkisinde kalırsa; zehirlenme ve solunumda güçlük gibi belirtileri göstermesinin yanı sıra genetik bozukluklara da gebedirler. Çocuklar ve bebekler ise yetişkinlere göre bu zehirlerden on kat daha fazla etkilenmektedir.


Pestisitlerin verdiği tüm bu zararlar dışında ciddi boyutta bir çevresel maliyet zararı da vardır. Araştırmalara göre pestisit için yapılan bir dolarlık harcama, ortalama 5-10 dolarlık bir harcama gerektiren insan ve çevre sağlığı zararlarına yol açmaktadır.


Türkiye’de durum nasıl?

Türkiye’de tarım artışı yerine düşüş olmasına rağmen pestisit kullanımı giderek artmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığının yapmış olduğu veri sonuçlarına göre pestisit kullanımı ve verimlilik arasında doğrusal bir ilişki yoktur. Aynı zamanda zararlılar zamanla pestisitlere karşı direnç kazandıkları için her sene daha güçlü bir pestisit kullanılması gerekmektedir. Sonuç olarak bu pestisitler dünyamızı kirletmek dışında hiçbir işe yaramamaktadırlar.

Nasıl önlem alabiliriz?
Birçoğumuz meyve ve sebzeleri sirkeli suda bekleterek ya da onları karbonatlı su ile yıkayarak bu zehirlerden kurtulabildiğimizi düşünüyor. Ya da kabuğu soyulabilecek besinlerin kabuğunu soyduğumuzda sorunun çözüldüğünü… Fakat bu pestisitlerin, besinlerin çekirdeğine kadar indiğine dair çok önemli veriler var. Özellikle de karbonat ve sirke işe yaramadığı gibi bazı etken maddeleri de aktive edebilmektedir.

Sonucu olmayan kişisel uğraşlarımız yerine ülkemizin kullandığı tarımsal üretim yöntemlerini insan sağlığına ve doğaya zararlarını gözeten üretim metotlarına, yani ekolojik tarıma, dönüştürmesi gerekmekte. Uluslararası Organik Tarım Vakfına göre, agroekoloji adı verilen ekolojik tarım yöntemleri hava, toprak ve su kalitesini iyileştirmektedir. Bu şekilde sentetik pestisitlerden uzak kalarak hem insan sağlığını güvene almakta hem de daha az enerji kullanan, sera gazı emisyonlarını azaltan ve karbon yakalayan sistemler sayesinde, iklim değişikliği etkilerinden doğayı korumaktadır.
Dünyada ve Türkiye’de ekolojik tarıma geçen çiftçilerin sayısı her geçen gün arttığı gibi araştırmalar agroekolojinin tüm dünya nüfusunu besleyebileceğini ve yeterli besin değerini sağlayabileceğini göstermektedir.

Ülkemizde 100’ü aşkın kurumun bir araya gelerek oluşturduğu “Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı” sayesinde 25 tarım pestisiti yasaklanmıştır. Bu hedefe ulaşılması ise bizim imzalarımız sayesinde olmuştur. Henüz yasaklanması gereken çok fazla pestisit bulunmaktadır, bir imzanın etkisini küçümsemeden siz de kampanyaya destek vererek, hak ettiğimiz besine ulaşmamız için bir adım atabilirsiniz.

Zehirsiz Sofralar kampanyasına ulaşmak için: https://chng.it/GsYhbKxqW2

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker