Zincirler

Bizler bağlıydık onlara. Hepimiz birer zincirle bağlanmış uyurgezer yaşardık, diğerler için. Biz ise kabustan uyanıp gerçeğe geçtiğimize inanırdık. Renkli sarmallara ulaşmak için kırmızıya boyardık göz çanaklarımızı. Sırtımıza ve ayaklarımıza bağlanmış taşlardan hafifleyerek uçardık uzaklara. Ancak kuklalar olduğumuzu anlamamıştık. Bize bağlı olan zincirler tarafından oynatılırdık, uçurtulurduk ve mezara düşerdik.

Küçük noktalar ağzımıza atar diğer aleme geçerdik. Gerçek dünya dediğimiz renkli hayallerin ve imgelerin bulunduğu küçük bir evren. Hepimiz kendimizle ilgili bir şeyler görürdük. Bazılarımız mutlu aileler, diğerler başarılar ama ortak noktamız mutlu hissederdik. Bu kara kabustan uyandığımıza çok sevinirdik. Gerçi herkes için geçerli değildi çünkü farklı renkli kağıtlara sahipler mutsuz olduklarını düşünmeyi çok severdi ama hayata her şeye sahiptiler. Bir kısmı da diğerleri uymak, havalı görünmek için ciğerlerine yeni bir hava çekmek isterdi.

Kabus benim için de zordu. Bir başarım yoktu, mutlu bir ailem yoktu. Gerçi hangimizin var. Mutlu aileler sadece reklam panolarında olur, oradan iğrenç gülümsemeleriyle bakarlar bize. Üniversiteyi kazanamadım. Bana yol göstermesi gerekenler hep çelme taktılar. Ben de işe girdim. Küçük bir tamir işine. O zaman da benim gibilerle tanıştım. Tozdan peri olup uçanlara. Ama bilmezdik zincirlerin izin verdiği kadarıyla gidebildiğimize. Etkisi bitince de o zincirler tarafından yere çekilirdik. Bazılarımız ise mezara.

Takımımla çok sevdik bu işi. En azından bununla mutlu olabildiğimize inandırdık kendimize. Hayat kabusundan kaçmak kolay geliyordu. Sorunları ve sorumluluklarımızı çöp yığınları gibi biriktirirdik. Hiç çözmek istemezdik. Uçmak, uzaklara uçmak çok daha kolaydı bizim için. Ama sonra soğuk betonlardaki bedenlerimiz etrafına sarı şeritler çekilirdi.

Dünyayı görseniz. Keşke görseniz. İyi ki görmediniz, sonunuz benim gibi olmaz en azından. Renkli beneklerle hızlanan dünya. Hızlanırdık ve ışığın hızından daha hızlı hareket ederdik. Bizi itici gülümsemeler yerine tatlı mutlu aileler görünürdü, ellerinde kek ve çaylar. Bizi karşılarlardı. Sonra müzik hızlı ve anlamlı. Dünyanın ritmi. Kalp atışları gibi.

Bir gece hepsi sona erdi. Kabus da renkli dünyam da. Bir sessizlik edasıyla karanlık çöktü. Bitti. Kalbim durdu ve ben de bittim. Zincirler çekti beni kuru toprağa ama uyandırmak için değil gömmek için.Ama şu an anlıyorum bu son benim için iyiydi. Gerek yoktu. Ancak bu diğerler için geçerli değil. Şimdi anlıyorum yaptığım her şey yanlıştı, savaşıp hayatı fethetmeliydim.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on google
Share on pinterest
Share on telegram

Yazar

Yazar

Grafiker

Grafiker

Yazar

Grafiker