Soğuğun tadı dişlerimi kamaştırıyor
Tenimi kaşındırıyor buzdan dikenlerim
Zihnimde çalan ninni titreştiriyor
İçimde çağlayan yaşam ritmini
Dokunsam kendime kırılacak gibiyim
Kör gözlerle kendimi gözetliyorum
Sonsuz bir içe katlanma bu
Böylece bakıyorum kendimden kendime
Kıvrılıp uyuyorum buzdan zarımın içinde
Gördüğüm;
Gözyaşlarıyla saçlarını ören deniz kızları
Uçabildiğini zanneden ketum ahtapotlar
Huzurun hüküm sürdüğü mercan resifleri
Kendilerinden bile korkan köpekbalıkları
Fısıldıyorlar kulağıma tüm bu diyarın gizini
Sarıl kendine diyor batır dikenlerini ruhuna
Ve duy göğsünde akan eşsiz yankını
Eriyor dikenlerim, yıkıyor ruhumu izleklerim
Dokunuyorum izlerimi kuşatan zarıma
İnceliyor suyun pürüzsüz zardan yüzeyi
Derin ve aç bir nefes alıyorum sonunda
Açıyorum kör gözlerimi kendime
Ayna ayna, söyle bana;
Ben var mıyım dünyamda?
Daha da yakından bakıyorum kendime
Bilinç ve rüyanın eşiğinde kayboluyorum
Yansıyor içimdeki anıların simetrisinde zaman
Önce göz bebeklerime gidiyor ellerim
Ardından dudaklarımı yokluyorum
Geliyorum usulca yaşam damarlarımla süslenmiş boynuma
Nihayetindeyse göğsümün üstünde kalakalıyorum
Ezgilerimi dinliyorum yitmekte olan
Bakma bana öyle, büyümek zorunda kalmış gözlerle
İçine sıkıştığımız bu aynalarda
Biz hem meleğiz hem şeytan
Gel, yeniden tanışalım gizlerimizle
Bir adım uzaklaşıyorum çarpık görüntümden
Yüzümden geçen ışık dönüşüyor geçmişin yankısına
Tekrarlanıyor yaşanan her an ve her hareket
Dayanamayan zihnim uzanıyor usulca aynaya
Parçalara ayırıyorum yansıyanı şifalı ellerimle
Yavaş yavaş süzülen kan zehrime dönüşüyor
Çıkıyorum sayıklayarak kırık aynamın içinden
Adımlıyorum çiçek tarhlarıyla kaplı gölüme
Cam gözlü günün ışığı
Sarmalıyor tenimi narince
Nefesimin bir yarısında asılı kalıyorum
Eğiliyorum korkusuzca yaşam dolu suya
Okşanıyor saçlarım ışık dansları eşliğinde
Fark ediyorum tüm kırıklarımı ve çıkıklarımı
Görünmezliğim kayboluyor soyundukça
Yoğunlaşıyor geçirgenliğimden sızanlar
İki dünya arasında salınan minimal bir eşik hissi bu
Dokunuyorum sudaki bulanık yansımama
Bakışlarım bileşiyor ve alaşıyor ansızın
Pürüzsüzleşiyor bir köpük gibi görüntüm
Ferah bir his dağılıyor genzimden yukarı
Yüzyıllardır aradığımla karşılaşmış gibi
Daldırıyorum elimi daha da derinlere
Temizliyorum boya ile kapattığım yaralarımızı
Çocuksu ve muzip dokunuşların sahiciliğiyle
Ateşe veriyorum gökyüzündeki yıldızları
Göbek bağımdaki sessizliği bozuyorum
Karar veriyorum bildiklerimi anlatmaya
Gördüklerimi susmuyorum dünyaya
Rüyalarımın ve hayallerimin yerini buluyorum
Örümcek ağlarıyla örülmüş göğüs kafesimde
Sınırlarını birbirine dikiyorum inanç iğnemle
Anlıyorum bedenimin asıl mabedim olduğunu
İçinde çeşit çeşit mekanları barındıran
Binbir türlü canlıyı ağırlayan