Değerli Okurlarımız,
Bir şeyi tanımlamanın, ona bir sınır çekmek olduğu söylenir. Tanım, durduğumuz yeri belirler fakat aynı zamanda gidebileceğimiz yeri de kısıtlar. Biz 2025’i geride bırakırken tanımların bittiği o belirsiz alanda neyin başladığını, çizgilerin bizi hapsetmek için mi yoksa özgürleştirmek için mi orada olduğunu merak ettik. "SINIR" dosyasını masaya yatırdığımızda amacımız, var olan hatları belirginleştirmek değil; aksine o çizgilerin üzerinde yürümenin, o tekinsiz aralıkta nefes almanın, hatta bazen o çizgileri ihlal etmenin imkanlarını aramaktı.
Sayfalarını çevirmeye başladığınız bu özel sayı; konunun çok katmanlı doğası gereği tek bir cilde sığmaya, tek bir sözle anlaşılmaya yanaşmayan; dört ayrı fasiküle bölünmüş, parçalı ama birbirine doğru akan bir yapıya sahip. Bu fasiküllerin her biri; sınır kavramına farklı bir mesafeden, farklı bir kalp atışıyla bakma denememizin bir sonucu olarak şekillendi.
Bu yolculuğu; en yakın , en özel olandan başlattık. Bedensel sınırların o sessiz coğrafyasında, tenin bir zırh mı yoksa geçirgen bir zar mı olduğunu sorgulayarak yola koyulduk. Bedenimizi keşfetme yolculuğunda maddenin ağırlığından sıyrılıp zihnin kendi ufkunu çizdiği, rüyanın ve olasılığın hüküm sürdüğü hayali sınırlarımıza uzandık. Ancak her uçuşun bir inişi vardır. Ayağımızı yere bastığımızda bizi çevreleyen betonun, şehrin ve mimarinin o sert diliyle etkisi altında kaldığımız mekânsal sınırlarla yüzleştik. Nihayetinde kalabalıkların arasına karışıp "ben" ve "öteki" arasındaki o görünmez mesafenin, üzerimize giydirilen kimliklerin ve sessiz sözleşmelerin, başka bir deyişle toplumsal sınırların izini sürdük.
Ekibimizin üretim mutfağından çıkan bireysel metinlerden kolektif üretimlerimize, konuk sanatçılarımızın dokunuşlarından fotoğraf karelerine kadar bu sayının her sayfası bir cevaptan ziyade yeni ve kışkırtıcı bir soruya işaret ediyor.
Sınırları birer duvar olarak değil, birer temas yüzeyi olarak ele aldığımız bu süreçte bazen birbirimizle çarpıştık bazen de o çizgilerin üzerinde el ele yürüdük. Şimdi bu dört ayrı "sınır" artık bize değil, sizin hayal gücünüze ve yorumunuza emanet. Biz kapıları araladık; o eşiğin öteki tarafında ne olduğunu keşfetmek, kendi sınırlarınızla nerede karşılaşıp nerede vedalaşacağınızı bulmak artık sizin serüveninizdir.
Çizgilerin ayırdığı değil, buluşturduğu o ıssız ve güzel yerlerde karşılaşmak dileğiyle.
Dünyamıza hoş geldiniz.
Keyifli okumalar.