Aidiyet, birkaç hadsizin sadece üç kelimeyle sözlüğe tanımlayabileceği bir şey olmamalı. Bence; ömürle eş güdümlü, aidiyet. İnişli ve çıkışlı. İnişi, noksanlığından vurur; çıkışı varlığıyla sıcacık bir aile yaratır. Tamamıyla sınırlar üzerine kurulu, aidiyetin düzeni. O sınırı geçtiğin vakit; düzenin bozulmuştur çoktan. Çünkü: aidiyet; büyüdüğün sokak, gençliğini geçirdiğin caddeden ibarettir. Yeni keşfettiğin bir sokak, yeni bir başlangıç mesela… Hatırla, o sokağa doğru attığın adımını. Hatırla, küçükken keşfettiğin her şeyi. Aslında, bir önceki sınırını yerle bir edişini. Yanlışlıkla da olsa attığın bu adım aidiyetin bekaretini bozdu ve olan oldu, pirüpak bulamazsın tekrardan.
tüm hayatların hıçkırarak başladığı,
bil ki, ihtiyarın ilk nefesi.
ilk ağlayışı, tüm ölümü tadanların.
ilk hissiyatı, her kimsenin
ilk aidiyetidir, çıplak sarıldığı anası.
İlk saniyelerin, çırılçıplak ana kucağına verildiğin an. Aslında, filizlendi fıtratın en derin meselesi. İmza atmayı bilmezken ve hatta ağlaman henüz bitmemişken kabul ettiklerindir. Rızan alınmadan, tek bir soru sorulmadan. Tamamen doğuştan kabul ettiklerin.
-Tamam, mükellefim.
Dediklerin. İçine hapsolacağın bedenin, ailen, memleketin ve sualsiz kabul edeceğin otorite kanunları gibi daha niceleri. Aidiyet, ömrün ilk saniyesiyle şekillenen zoraki bağımlılıklardır. Farkında olmadan, sana koyulan sınırlara karşı beslediğin sempatidir. Bu gönüllü zannettiğin kabulleniş aslında ontolojik mecburiyet.
Zincirlerin kırılmamışken hala düşünmek bir o kadar mühim: Ne uğruna aidiyet? Bileklerin acıyor ve keyfin yerindeyse ne âlâ. Hatırla, bir eski evin ve bir eski mahallen. Tüm eski arkadaşların ve en özel anıların… Ait hissedemediğin günümüz. Yaş aldıkça bu kadar köklenen, düğümden hallice olan bu kavram; Ait kökünden türemiş ve ilişkili olarak tanımlanabilen bir kelime için fazlasıyla derin. Kafanın içindeki bu karmaşa, tamamen zincirlerle çevrelenmiş bir sınır. Sınırın ardı yakın, aidiyetin sonrası hürriyet. Sıfır teslimiyet. Bu zincirsiz yaşam, hissiyatın yok olmasından kaynaklı değil aksine neye ait olacağının bilincidir. Yapacakların artık tamamen senin. Hürlük, aidiyetin karşıtı değil tam evrimi. Belki de aidiyet bilincinin en olgun hali.