Kabul Ediyorum

Öncelikle çok değerli sayın okuyucum, şunu belirtmek isterim ki bu asla, katiyen bir kişisel gelişim yazısı değildir. Yalnızca ergenliğin karanlık giysilerini yirmilerine taşımış, üstünden çıkarıp atamamış bir gencin en kuytu mağarasında başına düşen bir elma gibi onu aydınlatan düşünceleridir.

Ben hep ömrüm boyunca dalgalara direnirken boğuldum. Tüm kaygı, korku ve başarısızlıklarımı reddettim, görmezden geldim. Matematik dersinde anlamadığım işlemler, duymadığım sorulara gülümseyerek kafa sallamalar, herkesin çalışmadan geçtiği sınavlarda haftalarca çalışıp ortalama bir sonuç almak, tişörtümde oluşan göbeğimin çıkıntısı, hepsini dışladım. Benliğimin olabildiğince karanlığına atmaya çalıştım, kimse görmesin istedim. Nefes almak kadar kolay sansınlar nefesim kesilene dek uğraştığım şeyleri. Sıranın arkasına, sahte tebessümlerin altına saklanmaktan yoruldum. Bedenimin sığmadığı kalıplara kendimi sıkıştırmaktan, dünyada olabildiğince az yer ve zaman kaplamaya çalışmaktan yoruldum. Üç dört beden büyük kumaşlar içine saklanmaktan, iki saatlik uyku ve siyah göz altlarıyla “Dün gece ben hiç çalışmadım ya.” demekten sıkıldım.

Lakin hep böyle yapılmaz mı, böyle yapılması gerekmez mi? “Yok, kırılmadım canım, sorun değil.” denmez mi? Sonra gidip gece ağlanmaz mı? Gözyaşları dışlanılmaz mı? Yüksek kahkahalardan özür dilenmez mi? Havalı olan bu değil mi? Gerçekleri insanlardan saklarsam gerçekliği değiştirebilirim diye düşündüm hep. Eğer üzgünüm demezsem mutlu olabilirim. Eğer aptal hissetmezsem zeki olabilirim. Bu yüzden tüm hayatım boyunca tüm engebelerin altından geçtim, üstesinden gelmek yerine. Tüm sorular boşuna soruldu, kimse gerçek cevapları duymadı. Her nasılsın sorusu sorulduktan sonra sahip olduğum 0.5 saniyede dün gece nasıl ağladığımı düşünürüm ve sonrasında gülümseyerek sadece iyiyim derim. Yıllarca hayalini kurduğum konumlara geldim. Uğruna geceler, gündüzler yaktığım zaferler elde ettim, lakin beceremedim. Yapamadım. Bu işin altından kalkamadım. Kimseye söylemedim. Kimse de yüzüme yapamadın diyemedi. Kimse kabul etmedi. Sadece görmezden geldik. Övgüler; altından bir kafes, düşmekten koruyor lakin uçmanıza da izin vermiyor. Ve ben o altın parmaklıkları daha da parlatabilmek için kanatlarımı yoldum. Yalancı “iyiyim”ler sattığınızda içinizde küflenen, bir türlü kesip atamadığınız hüzünler birikiyor.

Bir güneşli öğleden sonra yol kenarındaki çakıllar üstünde yürürken şöyle düşündüm: “Evet ya, sevdim. Yalan yok, çok sevdim lakin sevilmedim. Ne yapabilirim ki? Sevmedi! Gecemi gündüz yapıp çalıştım lakin başaramadım. Evet, beceremedim. Bu işin altından kalkamadım.” Kendimle gurur duymuyorum, tersine bir dünya pişmanlık sırtlıyorum. Lakin saklanmak, bunu dillendirmemek bu yükü hafifletmiyor. Hatalarımı kabul edince kafesimin zincirlerini de kıramıyorum. Sadece artık kanatlarımın gürleşmesine izin veriyorum. Sizler için kolay olabilir lakin benim için çok zor, yine de denedim ve denedim demenin kırbacını, gururuma ağır gelse de yiyorum. Kabul ediyorum, rahatlıyorum. Kim bilir, belki bir gün kafesten çıkmanın, göğe yükselmenin yolunu da bulabilirim.

Matematik dersinde anlamadığım işlemler, duymadığım sorulara gülümseyerek kafa sallamalar, herkesin çalışmadan geçtiği sınavlarda haftalarca çalışıp ortalama bir sonuç almak, tişörtümde oluşan göbeğimin çıkıntısı hepsini dışladım. benliğimin olabildiğince karanlığına atmaya çalıştım. Kimse görmesin istedim.
yazı:
Ceylin Özcan
çizim:
Arda Alban
favorile

eser galerisi.

Kabul Ediyorum

yazı:
Ceylin Özcan
çizim:
Arda Alban

giriş yap.

Profiline, favorilerine ve takip ettiklerine buradan ulaşırsın.

şifremi unuttum

Hesabın yok mu? kayıt ol