Mevsimine Geç Kalmak

‘Bazı mevsimler geçmez,
İnsan onlardan çıkamaz.’

…

Hiç kırgın değilim,
cam kırıkları üzerinde yürüyen,
sağ tarafımdaki meleğin nalinlerindeki kan,
benim diyetim.
Soluma taht kurmuş şeytanın iğrenç kahkahalarından tiksindim artık.
Kalp ağrılarımın kemiklerimdeki uyuşturucu sızısını aşamadım gitti, terazisi şaşmış her bir günün anlaşılmaz zaman kavramı…
Otuz yaşında bir çocuktum birkaç gün öncesine kadar,
Biraz, biraz çabuk büyüdüm.
Üzerimdeki hırkanın yamasındaki pembelik çocukluğumun süsü.

İntizar;

Bahçemde güller ekmeyeli uzun zaman oldu, yahut erguvan.
Yaşamaz derlerdi de inadına ekerdim hep.
Toprağa da eziyet,
erguvana da,
güle de,
Belki , bana da.

Neyi eksik bilemedim, yemyeşil bahçemde erguvan büyümez hiç.
Zaten annem de kaktüsten başka çiçek sevmez.
Ne anlıyorlarsa o diken yuvasından, içimi sıkıyor.
Sanki hançer gibi saplanıyor her iğnesi bakışlarıma.
Ne seviliyor ne sevdiriyor...

“Çiçek falan da açmıyor hiç” dediğimde ise bağırıyor hep bana; sen görmüyorsun diye. Sabahlamışlığım bile var bir balkon köşesinde sırf açtığını görebilmek için ama nafile.

İnziva;

Seherin ilk suları;
Balkon demirlerine yaslanıp susuyorum.
Bir kuş kondu, benden habersiz sabahı taşıyordu gagasında.
Ben hâlâ geceyi bırakacak kadar cesur değildim.

Sonra anladım;
Bazıları toprağa değil, bekleyene açarmış.
Ben her gün köklerine kırgınlığımı sulamışım meğer.
Ondandır dikenlerindeki sessizlik.
Annem yine de kaktüsleri sevdi.
Daha az su,
az ilgi,
az umut...
Bense inadına erguvan…
İnsan bazen yaşayacağı yeri değil, yaşayamadığı mevsimi eker derdi içimdeki ses.

İtiraz;

Belki de çiçek, açmıyordu hiç.
Belki de ben, açtığında orada değildim.
Sıyrıldığım kabuğumu kendi ayaklarımla çiğnedim bugün.
Gökyüzündeki yıldızlara ilk defa isim taktım ve bekledim,
heyecanla gece olmasını.
Balkonumdaki ilk mutluluğum; göz kırpan ışıklara duyduğum hasretti.
Bir kedi bile aldım inanır mısın?
ERGUVAN, biraz huysuz.

-Peşimden ilk defa balkona çıktı bugün . Kaktüsün etrafında dolaştı biraz. Kokladı, kokladı pençesini uzattı bir an. Sonra hiçbir şey olmamış gibi gidip güneşe uzandı. Kalbim yerinden çıkarcasına attı o an. Sakinleştim; Bir kedinin bu kadar kolay kabullendiği şeyi ben yıllardır öğrenememişim. Dün ilk defa dikenlerini sevmeyi denedim, batmadı bu sefer ve ben, saatlerce aynı saksıya baktım.

İntihar;

Boğuştuğum anlam arayışlarının içinde bir zerreciğim.
Tuz buz olmuş bir dizi laf kalabalığından hallice,
geçmiş!
Kırmızı duvaklara sarılmış öpülesi alnın ,
Bir kurban gibi, ne bu bedbahtlık?
Sessizliğimin ağır bastığı puslu seher;
Biraz ben, biraz balkon ve bir kedi.

-Dün yine peşimden çıktı balkona ERGUVAN, kaktüsün etrafında dolaştı, kokladı, pençesini uzattı. Bu defa onu değil kaktüsü aldım. Otuz beşlerimde bile açmayan o kaktüsü… Balkon demirlerine kadar yürüdüm istemsizce. Aşağı baktım. İnsan bazen aşağı bırakacağı şeyi yıllarca yanlış seçiyor. Ben de öyle sandım. Saksıyı biraz öne eğdim. Bir an… Hepsi bu kadardı. Sonra avucuma değen dikenleri hissettim. Canım acımadı. Şaşırdım. Yıllardır kaçtığım acı benden önce kabuk değiştirmişti sanki.

Hesap;

Vazgeçtim. Usulca yerine bıraktım her şeyi.

-Başımı kaldırınca gözüm erguvana ilişti. Yine açmamıştı. Ne ilk defaydı bu ne de son olacaktı. Ama ilk defa ona kızmadım.
Sağ tarafımdaki meleğin nalinlerindeki kan çoktan kurumuştu. Soluma taht kurmuş şeytanın kahkahası ise ilk defa bana yetişemedi.
İkisi de sustu. Ben de…
ERGUVAN, hiçbir şey olmamış gibi gidip kaktüsün dibine kıvrıldı. Ne dikeni umursadı ne çiçeği aradı. Bir kedinin bu kadar kolay kabullendiği şeyi ben yıllardır yine öğrenememişim. Uzun uzun erguvana baktım.
Sonra kaktüse.
Sonra ellerime.
Acı bir tebessüm ilişti yüzüme. Meğer öldürmeye çalıştığım şey kaktüs değilmiş. Hiç gelmeyecek bir mevsimmiş.
İntihar eden ben değildim. Bekleyişimdi.
Mevsim çoktan geçmişti. Ben, hâlâ kapısında bekliyordum.

Bahçemde güller ekmeyeli uzun zaman oldu, yahut erguvan. Yaşamaz derlerdi de inadına ekerdim hep. Toprağa da eziyet, erguvana da, güle de Belki ,bana da.
yazı:
Furkan Demirbaş
çizim:
Deniz Kara
favorile

eser galerisi.

Mevsimine Geç Kalmak

yazı:
Furkan Demirbaş
çizim:
Deniz Kara

giriş yap.

Profiline, favorilerine ve takip ettiklerine buradan ulaşırsın.

şifremi unuttum

Hesabın yok mu? kayıt ol