deneme

Yıllık Bilanço

Önümüzdeki seneye adım adım yaklaşırken geride bıraktığımız günlerin bilançosunu çıkarmak için masama oturdum. Oda havalansın diye camı açmıştım, çok geçmeden sırtıma esiyor diye içerisi daha havalanmadan kapattım. Bu yıl en sık güncelleme alarak başıma sürekli gelen gelişme sırtıma çok esmesi oldu zaten. O esintilerin hepsinden de pencereyi çok geçmeden kapatarak kurtuldum. Aklıma esenleri yaparken darbeyi sürekli sırtımdan yedim.

Bu sene, olağanüstülük çıtamı dünyanın sonunun gelmesiyle ilişkilendirmeye başladığım için -kişisel gelişimimde verdiğim en doğru kararlardan biri buymuş meğer- kayıplar olağanüstü bir durum değildi. Kayıplarımdan ziyade kazançlarımın hem nicelik hem de nitelik olarak daha fazla olduğunu hesapladım. Şaşırtıcı fakat keyifliydi.

İki ucun içerisinde dalgalanarak geçirdiğim bu süreçte hayattaki bazı durumların potansiyellerini detaylıca inceleme fırsatım oldu. En basitinden; uzun süredir gitme hayalini kurduğum bir şehrin aslında baya kötü bir yer çıkma potansiyeli, insanların fiziksel açıdan düşündüğümden daha pis olma ihtimalleri, annemle babamın onlardan habersiz yaptırdığım dövmeye kızmama potansiyellerini, çivisi çıktı diye eleştirdiğimiz düzenin aslında çivi çakılacak bir duvarı dahi olmama ihtimali gibi sıralayabileceğim bir dizi bulgular ortaya çıktı.

Bunların arasında en sevdiğim “affedebilirlik potansiyeli” hakkında olandı. Bazı durumların affedilebilirlik potansiyelinin karşıdaki kişiyle ya da o durumla ilgili olmadığını aslında tamamen kişinin kendisiyle ilgili olduğunu öğrendim. Durum ne olursa olsun alınan inisiyatifler tamamen kişinin kendine aittir ve kişi yaptıkları kadar yapmadıklarının da bilincindedir.

Şimdi bu cümleyi yazarken bu öğretinin ne kadar kıymetli olduğunu tekrar hatırlamış oldum. Size de bir kere daha okuyup üzerine bir durmanızı ve düşünmenizi öneririm. Kendime dönmenin ve kendimi iyileştirmenin bir yolunu ararken öğrendim bunu. Umarım bir sonraki yıllarda da bu öğretiyi aklımda bir şekilde zinde tutabilirim.

Bu akılla iyileştirmeye çalıştığım yaraların birçoğunu kendi kendime kanattığımın da farkına vardım. Dışarıdan gelen darbe oranı, içeriden gelene göre kıyasla azdı. Dert ve dermanı aynı kaynaktan olunca sorun hızla çözülebilirmiş.

Ayrıca, artık fazla paylaşıma karşı hevesimin kalmadığını fark ettim -yani sanırım öyle-. Her yerde karşınıza çıkan “oversharing” kavramından bahsediyorum. Artık “dışadönüklük” ile fazla karıştırılan ve gündelik hayatta diğer bazı anlamları bulanıklaştıran bir kavram bence. Etraf haddinden fazla pusluyken başka bulanıklıklara haybeye katlanmanın anlamı yok.

Bunun üzerine uzun uzadıya tartışmaya da hiç gerek yok, ben açık sözlü ve çok dışadönük bir insanken bazen konuşmaktan sıkıldığıma karar verdim. Öyle anlar geliyor ki ne kendi sesimi duymak istiyorum ne de bir başkasınınkini.

Susayım, sus, sussun, susalım, susunuz ve sussunlar lütfen.

Bu kararım üzerine henüz inanılmaz bir kazanç ya da aydınlanma yaşamadım fakat ilerleyen süreçlerde bir şekilde meyvesini alacağımı hissediyorum, en azından öyle olmasını umuyorum. Bundan dolayı artık uzun uzadıya yazamazsam diye korkularım bile var fakat kendimi zamanı gelmeden germenin de manasız olduğunu öğrendiğim bir sene oldu.

Size de tavsiye ederim, bazı anlardan “Aman bunu da 3 gün sonraki Senem düşünsün.” diyerek çok rahat şekilde sıyrılabiliyorum. Sanırım bu “yetişkin birey” tanımına pek uyan bir dönüt değil fakat bu sene de yetişkin olduğumu henüz öğrenemediğim hissiyatındayım.

Gelelim yeni yıldan isteklerime. Artık uzun cümlelerden sıkıldığım için giriş-gelişme kısmından çabucak sonuç kısmına evrilmek istiyorum. Hayır, yeni yıldan isteğim bu değil. Bu sene öğrenmeye çalıştığım “her şeyle dost olabilme” durumunu sürdürmeyi istiyorum. Yanıp tutuştuğum inanılmaz gerekli bir arzudur bu, diyemem lakin kendimi bu deneyin sonucunda merak ediyorum. Herkes herkesle dostmuş gibi yaşamaktansa her şeyle dost olabilmeyi öğrenmek istiyorum. Lakin bunu “her şeye rağmen” gibi bir noktadan düşünmeyin, o kadar saf olmamayı da öğrendim bu sene. Dilediğim her şeyin öncelikle sıfır noktasında bulunmasını ve her şeyin olması gerektiği gibi ilerlemesini diliyorum.

“Peki Senem, önümüzdeki seneden ümitli misin?” diye soracak olursanız; bu sene yalan söylememenin de önemini çok iyi anladım. Yalandan hiç hoşlanmam. Bataklığın üzerine pembe bulutlar inşa ettirmeye hiç takatim yok. Her şey, herkes için her koşulda olması gerektiği gibi ilerlesin. Bir sonraki bilançoda daha fazla gelirden konuşmayı dilerim…

Bu yıl en sık güncelleme alarak başıma sürekli gelen gelişme sırtıma çok esmesi oldu zaten. O esintilerin hepsinden de pencereyi çok geçmeden kapatarak kurtuldum. Aklıma esenleri yaparken darbeyi sürekli sırtımdan yedim.
yazı:
Senem Konak
grafik:
İbrahim Güven
favorile

eser galerisi.

Yıllık Bilanço

yazı:
Senem Konak
grafik:
İbrahim Güven

giriş yap.

Profiline, favorilerine ve takip ettiklerine buradan ulaşırsın.

şifremi unuttum

Hesabın yok mu? kayıt ol